Bu Blogda Ara

29 Haziran 2007

Eğitim Meselemiz

İnsanoğlu doğumundan ölümüne kadar geçen süre zarfında birtakım değişiklikler kazanır. Sonradan kazanılmış bu davranışlar insanın ruh halini oluşturur. Doğumdan ölüme kadar olan bu aralıkta eğitim önemli yer teşkil eder.Eğitim, uzmanlarca; bireyin hayatında kendi yaşantısıyla kazanılan davranış değişiklikleri olarak ifade edilir. Bu değişiklikler kasıtlı ve planlı olduğu gibi rasgele de olabilir. İşte okullarımızda verilen, belirli bir plan ve program çerçevesinde olan eğitim, formal eğitim olarak adlandırılır.Demek ki çocuklarımız ilköğreniminden itibaren belirli bir plan içinde eğitimini tamamlıyorlar. Peki sizce bu planın arkasında yer alan kişiler kimler? Şüphesiz en önemli yeri Öğretmen teşkil etmektedir. Fakat bu zincir okul-öğretmen-veli- idare-çevre- eğitim programı vs. şekilde çoğalarak gider. Okullarda ise belirli kanunlar çerçevesinde idari kişilerin denetimde eğitim ve öğretim faaliyetleri aksamadan yerine getirilmektedir. Peki her şey bu kadar örgütlü görünürken problem nerdedir? İsterseniz bu konuyu farklı biçimlerde ele alalım.En önemli unsur “Eğitim Politikamız” ın olmayışıdır. Yarınını, daha ilerisini düşünmektense günü birlik oldu bittiye getirilen işler ve hükümetlerin ayak oyunu politikaları bu en önemli unsuru yok etmektedir. Yok ettiği gibi yerine idealist kişiler yetiştirecek, milli hedefler kapsamında hazırlanmış politikalar ortaya koymamaktadır.Bu unsur göz ardından ziyade yok edilerek başlangıçta güçün kaynağını teşkil edenlerin, yani siyasilerin eline bırakılmaktadır.Bunun en önemli ölçütünü atamalardan, haksız unvan edinimlerinden, siyasi il-ilçe başkanlarının Milli Eğitim İdare personelini ablukaya almasından hatta tayini etkilemelerinden görülmektedir. (Ederleri bu eli öpülesi öğretmenlerin 100 de 1 i etmeyen bazı siyasiler, siyasi hükümleri neticesi gelecek nesillerin vebalini de almaktadır). Tabi bunun yanında görevini layıkıyla sürdürüp zamanın devrine dalkavukluk yapmayanlar da vardır.Bunlar, ya sürgün yada hak mahrumiyetiyle görevlerinden uzaklaştırılmaktadır. Eğitim Politikası devamında kurulan heyetler ve uzmanlarca enine boyuna tartışılır, karar aşaması haline getirilip tebliğ edilir. Bu noktada aydınlarımızın maalesef fikirlerini kitaplara döküp para kazanmaları neticesinde bu aşamada bulunan kişilerin de pek samimi olmadığı görülmektedir. Örneğini bu dönem ki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında Peygamber Efendimiz (s.a.v) in gravürünün yayınlanması skandalı ile verebiliriz. Kararın bir alt basamağını idari kurullar, il-ilçe müdürlükleri oluşturur. Devamını okul müdürleri ve öğretmenler takip eder. Aslında bu aşama gündelik hayatla herkesin iç içe olduğu dilimdir. Çünkü veliler bu yetkililerin tamamını ve çevreyi yakinen görmektedir. Daha ilk mücadele kayıtla başlar, “tonton bakan amcaları” açıklama yapar “kayıt parası alınmayacak,kesin emirdir!..” diye oysa okul eksiklikleri, dersliklerin durumu hepimizin malumudur. Bunu idareciler ceplerine atmadığı ve de çok astronomik rakamlar olmadığı sürece veliler tüm gönülleriyle okullarını desteklemektedir. Devamında Öğretmen kadroları belirlenir ama bir çok insan ya mağdur olur yada devrin torpiline göre yerini bulur. Bununla da bitmez sıkıntılar. Öğretmen en güzel öğretimi nasıl sağlarım diye uğraşırken, kimileri oturur kırk dakikalık ders saatinin bitmesini bekler. Kimileri bulunduğu müdürlükten sürgün edilirken, kimileri 1-2 yıllık formalite sınavlarla müdür, müdür yardımcılığına yükselir. Üstten torpilli kişiler yada iktidarın dalkavuk flaması olanlar şube müdürlüğüne, il-ilçe müdürlüklerine hatta kimileri daire başkanlıklarına getirilir. Şimdi yüreği beş para etmeyen yeşil kafalılar,siyaset yosmaları bu konumdayken; mevzuat mı? Çalışma azmi mi? Genç nesilleri yetiştirmenin aşkı mı öğretmenlere “boş ver, işimize bakalım” dedirtecek! Ama ben “boş ver” deyip görevini layıkıyla yapan öğretmenlerin de, çarpık siyasi düzende dimdik ayakta kalabilen öğretmenlerin de ellerinden öperim. Bu düzen içinde yaşama sebeplerimizden biri olan yavrularımızın, çocuklarımızın eğitim alanındaki sıkıntılar sadece bunlarla ibaret değil. 8 yıllık zorunlu eğitim ardından Orta Öğretim Kurumları Sınavı yapılır. Ardından 4 yıllık eğitimleri neticesinde Öğrenci Seçme Sınavı yapılır. Buradan kendilerine yeni ufuklar çizen gençler bilmezler ki bu sınavlar ne sondur ne de son olacaktır. Dört yıllık Yüksek Öğretimleri ardından KPSS-UDS gibi çeşitli sınavlara tabi tutulur ve feleğin çemberinden adeta sık sık elenerek bir yerlere gelir. Bu süre zarfında Öğretmen olanlar hayatlarına bir başlangıç verebilecekken, yerleşemeyen onca aday hayallerine 1 yıl ara verip, daha sıkı çalışmanın olabilirliğini sorgularken asıl bunlara sebep olanların, zamanında alakasız meslekteki şahısları Öğretmen yaptıklarının, 3 ay eğitim alanların öğretmen yapıldığının, kendi kadar 4 yıl eziyet çekmeyenlerin nerelerde olduğunun, “Eğitim” kavramını bilmeyenlerin daire başkanlık koltuklarında,il-ilçe müdürlüklerinde, şube müdürlüklerinde ve birtakım yerlerde oturduklarının hesabını yapmayacaktır. Bu genç arkadaş aslında yüreği onun 1000 de 1’i etmeyen bu ayak takımının hükmü altında kalarak her an bitirilmesi muhtemel “vekil”lik için önlerinde mecburen saygılı olacaktır. Ülkemde bu kısır döngü bu şekilde kendini tamamlayacak ve her nesil, geleceğini göremeyen, ülkesine bağlılıkta tereddüde düşecek bireyler oluşacaktır.Dileğim, hayatının baharında bu sınavlara tabii tutulan değerli arkadaşlarımın ve kardeşlerimin bu hesapları da göz ardı etmemeleridir. Çünkü ne zaman bu sorular kendi kendilerince sorulur ve soruların cevapları bulunur; işte o zaman bu problem kökten ortadan kalkar.Öğretmenler hâlâ unutmayın ki; gelecek nesiller sizlerin eseri olacaktır!..


( Bu yazı “Alnımızda bilgilerden bir çelenk,Nura doğru can Atan Türk Genciyiz.Yeryüzünde yoktur olmaz Türk’e denk,Korku bilmez soyumuz!..” diyerek yemin eden, bu sene ve geçen senelerde mezun olup, “Öğretmen olabilir” belgesi alan binlerce kardeşime ve arkadaşıma ithâfen yazılmıştır. Görevlerini son derece başarılı yapan, devletine, milletine ve ülkesine sadık, yeni nesilleri öğretme çabası içinde olan öğretmenlerimizi ve idarecilerimizi tenzih ederim.)

İlhami Serdar KARAMAN
http://www.ilhamiserdarkaraman.com.tr/
iletişim@ilhamiserdarkaraman.com.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Son 7 Gün Sayfa Görünümü