Bu Blogda Ara

24 Ekim 2008

ŞİDDET

Kendimizi öyle kaptırmışız ki dünya telaşına çevremizde ne olup bitiyor,neler yaşanıyor görmüyoruz.Belki de doğru olmadığını bile bile bazı şeyleri benimsiyoruz.Veya üstümüze vazife değil diye karışmıyoruz.Ekranlardan izlediğimizde ya,tüh vs.gibi sözlerle geçiştiriyoruz. Neden mi bahsediyorum?ŞİDDET’den. Şiddete tanık olmayan insan yoktur.Başımıza gelmeyince olayın ciddiyetini kavrayamayız.Bizden bu konuda yardım istediğinde nasıl ve ne şekilde davranacağımızı bilemeyiz.Vicdani duygularla belki bir şeyler yapmaya çalışırız ama ne kadar etkili olur bilemeyiz.İlkönce şiddetin ne demek olduğunu,başımıza geldiğinde nasıl davranacağımızı, nerelerden yardım alacağımızı öğrenmeliyiz.Bende buradan yola çıkarak Başbakanlık,KSGM’nin,”Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi” kapsamında düzenlenen eğitici eğitimine katıldım.Gerçekten şahsım adına olaylara karşı ilgili ve duyarlı olduğumu düşünüyordum.Bu eğitimden sonra öyle olmadığımı fark ettim.Şimdi siz de, ben ne kadar duyarlıyım diye gözlerinizi kapatın ve düşünün.Sonuca şaşıracaksınız…
Şiddeti en fazla kadınlar sonra çocuklar görmektedir.Peki! ilk eğitim ailede başladığına göre ne yapılması gerekir?Küreselleşen bu dünyada Sağlıklı bir toplum nasıl oluşturulur?Bir ülkede ekonomi düzelmedikçe, halkın yaşam düzeyi yükselmedikçe,güçlü ve istikrarlı programlar yapılmadıkça şiddet vb. olaylar yaşanacaktır ve yaşanmaya da devam edecektir.
İşte aldığım eğitimden kısaca başlıklar;

ŞİDDETİN TANIMI

Şiddet, güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür.

Şiddet; evde,sokakta,okulda ve yaşamın her alanında kendini bir şekilde gösteriyor. Şiddetin en dramatik şekilde karşımıza çıktığı alanlardan birisi de aile içi şiddettir. Birçok ailenin yıkılmasına sebep olmaktadır.Böyle bir ailede yetişen çocuklar da ileriki yıllarda şiddete meyilli bireyler olarak topluma kazandırılmaktadır.

Aile içi şiddet; bir kişinin eşine, çocuklarına, anne babasına, kardeşlerine ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır. Bu tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi şiddet gören kişinin kendisine olan saygısını, kendisine ve çevresine olan güvenini azaltan, korku duymasına sebep olan pek çok davranış da girer. Şiddete sadece aynı evde oturan kişiler değil, eski eş, kız veya erkek arkadaş ya da nişanlı da maruz kalabilir.
Pek çok kişi şiddeti sadece dayak veya vurma olarak algılar. Oysa şiddetin pek çok türü vardır. Kişinin karısını/kocasını aşağılaması, karısına/kocasına ve çocuklarına küfretmesi, onu eve kilitlemesi, cinsel olarak zorlaması da şiddet olarak tanımlanır.

ŞİDDET TÜRLERİ

FİZİKSEL ŞİDDET: İtmek, tokat atmak, tekmelemek, tükürmek, yumruklamak, kol kıvırmak, kol - bacak kırmak, saçından sürüklemek, (su, yemek, uyku, tuvalete gitmek gibi) temel ihtiyaçlarını esirgemek, gerektiği halde tıbbi tedavi almasını engellemek, silahla yaralamak, öldürmek gibi.

SÖZLÜ ŞİDDET: Sürekli eleştirmek, aşağılamak, küfür etmek, tehdit etmek, kararlara katılımını engellemek, sürekli sorguya çekmek, sık sık bağırmak, aşağılayıcı isim takmak, sık sık alay etmek, dini veya etnik kimliğine yönelik hakaret etmek, görüşlerini ve çalışmalarını küçümsemek gibi.

Toplumsal İlişkileri Sınırlayıcı Şiddet: Ailesi, arkadaşları / komşuları ile görüşmesini yasaklamak, evden dışarı çıkmasını yasaklamak, gittiği her yere takip etmek, başkalarının önünde aşağılamak ve alay etmek, başkalarının önünde sık sık sözünü kesmek , özel yaşam ve mahremiyet hakkı tanımamak, zorla evlendirmek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak gibi.

CİNSEL ŞİDDET: İstemediği cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını / erkekliğini aşağılamak, telefonla / mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak ve öldürmek gibi.

EKONOMİK ŞİDDET: Parasını almak ve geri vermemek, zorla istemediği bir işte çalıştırmak, istediği halde çalıştırmamak / işe yollamamak veya zorla çalıştırmak, eline hiç para vermemek gibi.
Aile içinde şiddet gören kişiler yasalar tarafından korunmaktadır. Şiddete uğrayanlar, kendi güçlerini fark ettiklerinde toplumda ve çevrelerinde var olan kaynaklardan destek alabilirler.

ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINIZDA VEYA RİSK ALTINDAYKEN
BAŞVURULABİLECEK KURUM/KURULUŞLAR

1-İl Sosyal Hizmetleri Müdürlüğü
2-ALO 183 Aile,Kadın,Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı
3-Sağlık Kuruluşları
4-Polis Merkezleri,Jandarma Karakolları
5-Cumhuriyet Savcılığı
6-Belediyelerin Kadın Danışma Merkezleri
7-Baroların Adli Yardım Merkezleri ve Adli Yardım Kurulları
8-Kadın Sivil Toplum Kuruluşları

ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINIZDA HAKLARINIZ NELERDİR

1-4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun: (Aile içindeki şiddet sorununun çözümü için hazırlanan ve 14 Ocak 1998 yılında kabul edilen 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun; aile üyelerine ailenin diğer bir üyesi tarafından şiddet uygulanması halinde bir takım özel tedbirler alınmasını içerir.
2-Türk Ceza Kanununda Aile İçi Şiddet
3-Medeni Kanun ve Aile içi Şiddet


Herkese şiddetsiz sağlıklı günler.

Nermin AYDINLI

15 Ekim 2008

POLİTİK Mİ OLMALIYIZ APOLİTİK Mİ

Bizler kendimizi çoğunlukla apolitik olarak görürüz.(Apolitik:Siyasetle,siyasi süreçlerle ve siyasi olaylarla ilgili olmayan kişi,grup veya görüş)Aslında hepimiz günlük yaşantımızda politikayla uğraşıyoruz.Her eylem şu veya bu şekilde politiktir. Evde, sokakta, işte, çarşıda, pazarda, kahvede güncel olayları değerlendiririz.Ben böyle düşünüyorum,ben olsam şöyle yapardım, o öyle olmaz böyle olmalıydı vs.vs…Hararetli,ateşli konuşma ve değerlendirmelerin ardından bazen de ‘aman sende’ deriz ve her şeye boş vermiş gibi görünürüz.
Acaba hayatımızı etkileyen en önemli değerler nelerdir?Bir beyin jimnastiği yapalım…
Önem arzeden değerler kişilere göre değişir.Ailemiz ilk sırayı alır.Bunun dışında ise farklı farklı değerler sıralanabilir.Benim için ailemden sonra Vatanım ve ülkemin bağımsızlığı gelir.Herkes için öyledir denilebilir ama; maalesef ülkemizin bu günkü durumuna baktığımızda Bizans oyunlarının oynandığını ve bu oyunlara alet olanları görebiliyoruz.Peki!böyle düşünmemiz bizi politik mi yapar?Ya da sadece siyasetle uğraşanlar mı politikdir?Hayır.Duyarlı ve bilinçli bir vatandaş, ülke sorunlarını düşünmek ve ülkesine sahip çıkmak zorundadır.Bütün dünyayı saran küreselleşme, bilhassa dünya ekonomisini elinde tutan ve süper güç olarak nitelenen ülkelerde de krizlere yol açmıştır..Bizim gibi ekonomisi gelişmemiş halkının refah düzeyini sağlayamamış,dış kaynaklara bağlı bir ülkede küreselleşme bazı çıkar gruplarını harekete geçirmiştir.İnsan hakları,demokrasi vs. uyum yasalarıyla ülkeler bağımlı hale getirilmeye çalışılmıştır.Elbette demokrasinin ve insan haklarının sağlanması gerekir ama bu, vatanı bölme şeklinde ortaya çıkarsa buna seyirci kalınması mümkün değildir.Peki böyle zamanda mı apolitik olalım? ülkemizde böyle bir sorun yok,kim nerden çıkarıyor,her şey yolunda diyelim ve birlikte polyanacılık oynayalım.Ülke nüfusunun büyük bir kısmı işsiz olduğundan ve sosyal güvencesi olmadığından sosyal dışlanma yaşayan yoksulları görmemezlikten mi gelelim! Yoksulluk insan yaşamının her alanını etkilemektedir.(sağlık,eğitim,sosyal yaşam vs.)O zaman nerede insan hakları?...Haklar kişilere göre değişir mi?Terörle mücadele eden Mehmetçiğimizin nerede hakları?Gözü yaşlı ana,baba,sevenlerin nerede hakları?Bir yol tutturmuşlar hak ve hürriyetler diye.Bizler emaneti koruyamıyoruz,bizim hakkımızda da başkaları karar veriyor diye üzülüyorum.Peki yinemi apolitik olunmalı?Böyle düşünüyoruz diye biz politikmiyiz?Vatanımıza,milletimize ihanet mi ediyoruz.?Bizler yıllardır kardeşçe şu bu demeden bir arada yaşadık ve halende yaşıyoruz..Yasalar kişilerin etnik kökenine göre oluşturulmadı.Her Türk vatandaşı çıkan yasalardan ve hizmetlerden eşit şekilde yararlandı.Yaşamın her alanında ayrım mı yapıldı veya yapılıyor?Bizler Türkü,kürdü,lazı,çerkezi bu ülkenin vatandaşı değilmiyiz?.Birbirimizden kız aldıp vermedik mi?.Bu savaş niye.Böyle bir durumda apolitik olunabilir mi? Aslında bütün bu yaşananların bir kenara bırakılması ,insanların politika kelimesinden korkması,etliye,sütlüye karışmaması umutsuzluğa düşmesi küreselleşmenin getirdiği bir döngüdür. Gerçeklerin görülmesini zorlaştıran ise;boş muhabbetlerle dolu televizyon proğramlarıdır. .İnsanların dikkatlerinin gündemdem uzak gereksiz yerlere çekilmesi apolitik bir nesil yaratılmaktadır. İnsanlar fikir tartışmalarının olmadığı,globalleşen ve büyük sermayelerin hüküm sürdüğü bir dünya da yaşamak zorunda bırakılmaktadır..Yaşamı idame ettirebilmek için gerekli olan nimetlerin azalmasıyla birlikte gelecek kaygısı duyan ülkeler özellikle ekonomisi zayıf ve gelişmemiş ülkeler üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmaktadır.Bunu da kaleyi içten fetihetme mantığıyla yapmaktadırlar.Güçlü devletler daha güçlenerek süper güç olmakta,öncelikle Ulus kavramı yok edilerek o ülkenin doğal kaynakları ele geçirilmeye çalışılmaktadır.Bizim gibi gelişmekte olan ülkelere borç vererek kendilerine bağımlı hale getirilmekte üretim gücü yok edilerek kendi mallarının satılmasını sağlamaktadırlar.Ayrıca;bu güçlü devletler kültür erozyonu yaratarak kendi dinlerini,kültürlerini zayıf ülkelere empoze etmektedirler..Peki yine de apolitik mi olalım?Ülkemizi sevmeyelim mi?ülkemizin kaos ortamında ve çözümsüzlük içinde olmasını hangimiz isteriz ki?Bu vatan hepimizin,vatansız bir millet var olamaz.Ülkemizin bu krizden kurtulması için, kültürel yapısına uygun toplumsal gereksinimlerini gözeten politikalar üretilerek yurttaş eğitimine önem verilmesi gerekmektedir.Ülkemizin,devletimizin ve Türk milletinin bütünlüğü için taraf/politik olmalıyız.Unutmayalım;Sahipsiz vatan batmaya haktır,sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.


Nermin AYDINLI

5 Ekim 2008

HAİN SALDIRI

Bu kadar mı aciziz.Bu kadar mı yaşamımız pamuk ipliğine bağlı.Bir gün olsun Televizyonlarda şehit haberiyle değil de, ülke ekonomisinin ve refah düzeyinin yüksek olduğunu, insanların huzur içinde yaşadığını gösteren,sosyal, kültürel ve eğitici proğramları ne zaman izleyeceğiz.?Evet yine sarsıldık. Aktütün Karakolu'nda 15 askerimiz şehit oldu. Bize hainler bayramı zehir ettiler.Anaların ve sevenlerin yüreklerine ateş düşürdüler.Geçmişte de bu anları yaşadık.Bunlara kökten çözüm bulunmadıktan sonra yine yaşayacağız.O anda verilen ‘şehitlerin kanı yerde kalmayacak’ diye verilen mesajlarla yürekler soğumaz.Kin ve öfke azalmaz.İlk önce mecliste olan teröristlerden ve bunların işbirlikçilerinden hesap sorulmalıdır.Bizlerin paralarıyla gencecik çocuklarımızın hayatını yok ediyorlar.Bütün bunlara isyan ediyorum.Bunları meclise gönderenlere ve kolaylık sağlayanlara lanet olsun diyorum.İçim kan ağlıyor,isimlerinin ve nereli olduklarının hiç önemi yok.Onlar ‘VATANIN KUTSAL’ olduğuna inanmışlığıyla öleceklerini bile bile görevlerini yapıyorlar.Acaba hangimiz kıyabiliriz çocuklarımıza?Ama;vatan deyince her şey değişir.Kına yakarak,düğünle uğurlarız gencecik,henüz bıyıkları yeni çıkmaya başlamış,uykusundan bile uyarmaya kıyamadığımız çocuklarımızı.Evet isyan ediyorum bu hainlere ve işbirlikçilerine.Bizler kararlarımızda istikrarlı olmalıyız.Panik yapmadan stratejimizi belirleyip bir yol çizmeliyiz.Bu hainlerin amacı,panik yaratıp biz hala varız ve güçlüyüz mesajı vermektir.Vatandaş olarak çözüm istemek hakkımız.CAĞIZ-CEĞİZ’le değil de hükümet, ülke bütünlüğünü kimsenin bozamayacağını göstermelidir.Askeriyle ve halkıyla bu vatan hainlerine karşı birlikte olduğunu göstermelidir..Bu siyaset değil ülke bütünlüğü için kaçınılmazdır.Askeri önlemlerin kısıtlanmadan,karşı tarafa taviz verilmeden,istikrarlı strateji uygulamalıdır.Aksi halde yine bu tablo yaşanır ve medyada verilen taziye mesajları ve göz yaşlarıyla kalınır.



Bütün şehitlerimizin ruhu şad olsun,ailelerine de Allah sabır versin.

Nermin AYDINLI




VATAN SAĞOLSUN

Bir patlama,bir soğuk demir, bir rüzgar sesi,
Tüm hayat bir parmakta, verilmiş son nefesi...
Ay Yıldız nişan olmuş da göğsüne buyurmuş,
Bu yara Mehmet'imin vatana hediyesi...
Bir patlama,bir soğuk demir, bir rüzgar sesi!

Bu onur, bu gurur, kahramanlık abidesi,
Tarihine yazdığın Türklük'ün efsanesi...
Kanın toprağa ad koymuş da vatan buyurmuş,
Bu ada adanan kanlar bir veda busesi...
Bu onur, bu gurur, kahramanlık abidesi!

Bir kırmızı, bir beyaz, bir millet efsanesi,
Bu Ay, bu Yıldız, bir kahramanlığın simgesi,
Tüm dağları taşları onlara selam durmuş,
Aldığımız her nefes bir şehit hediyesi...
Bir kırmızı, bir beyaz, bir millet efsanesi!

Bir hüzün, bir şeref, doğrulur şehit annesi,
Tabutta aksi belirir görülünce nicesi,
Gökyüzü ağlarmış da yeryüzü can bulurmuş,
Bir anadan duyulunca 'Vatan Sağolsun' sesi...
Bir hüzün, bir şeref, doğrulur şehit annesi!

İlker ÜNLÜ
Hv.Plt.Tğm
10 Mayıs 2006

Son 7 Gün Sayfa Görünümü