Bu Blogda Ara

23 Nisan 2009

TRT ERMENİ FM

TRT Kürtçe radyo yayınından sonra TRT Ermeni FM.in de yayın hayatına başladığını biliyor musunuz?Evet, evet yanlış okumadınız Türk-Ermeni ilişkilerinin tartışıldığı bir dönemde tepki çekmemek için sessiz sedasız bir şekilde 1 Nisan sabahı yayına başlayan Radyo 6 Ermeni FM de diğer radyo kanalları gibi yayın yapacak. Ülkemizde Ermeni vatandaşların da demokrasiden yararlanmaya hakları yok mu ? diyenler olacaktır.Aynı coğrafyada yaşıyor olmamız, genelde benzeşen kültürlerimizin olması bazı şeyleri meşrulaştırmaz. Ülkemizde başka etnik kökenli (Çerkezler, Lazlar, Romanlar vs…) vatandaşlarımızın da yaşadığı unutulmamalıdır. NOT:(AB uyum yasaları çerçevesinde verilen haklar,emsal teşkil edeceğinden diğerlerinin de o haklara sahip olmasına engel değildir.) Yıllardır Ermeni ve PKK, ülkemizin en önemli sorunlarıdır. PKK terör örgütü nice yuvalar yıktı, nice kanlar akıttı ve bu günkü gelinen nokta (içime sindiremiyorum) meclise kadar girdi.Yani siyasallaştı.Bizim vergilerimizle resmi teröristliği elde etti.Orta Doğu projesi kapsamında Kürdistan haritasına ek olarak şimdi de Ermenistan haritası üzerinde çalışmaklar yürütülüyor galiba!...Çifte standart uygulayan ve ermeni mezalimi oldu diyenlere tarihi bir kez daha hatırlatalım:
“ Ermeniler; Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hakimiyeti altında yaşamışlardır. Ermenileri Bizans'ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği kurulmuştur. Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu'nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu'ya girişlerinden sonra; Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici töre ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, "Ermenilerin altın çağı" olmuştur. Osmanlı Devleti'nin çalışan, liyakatli, dürüst ve üretken her teb'asına sağladığı imkanlardan Gayr-i Müslimler içinde en çok faydalananlar; Ermeniler olmuştur.
Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa'nın müdahalesine maruz kalınca, Türk - Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı Devleti'ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermenileri Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir. Özellikle Avrupa'nın bazı büyük devletleri "ıslahat" adı altında bir yandan Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermenileri, Osmanlı yönetimine karşı teşkilatlandırmışlardır. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni Kiliseleri'nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türklerden uzaklaşmaya başlamıştır.
Ermenilerin binlerce Türk'ün canına mâl olan isyan ve katliamları karşısında bile, Osmanlı Hükümeti'nin ortaya koyduğu sakin ve sağduyulu tavır, belgeleriyle sabittir. Ancak, tedhiş hareketleri bir türlü durmak bilmeyince hükümet, ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşayan Ermenileri, savaş bölgelerinden uzak yeni yerleşim merkezlerine götürmek zorunda kalmıştır. Kafkas, İran ve Sina cephelerinin güvenlik hattını oluşturan bölgelerdeki Ermenilerin yerlerinin değiştirilmesi, onları imha etmek değil, devlet güvenliğini sağlamak, onları korumak amacını gütmüştür ve dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasıdır. Ermenilerin sıkça dile getirdiği gibi yer değiştirme sırasında 1.5 milyon Ermeni ölmemiştir. Gerek Osmanlı ve Ermeni, gerekse yabancılara ait istatistikler, I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenilerin nüfusunun en fazla 1.250.000 civarında olduğunu göstermektedir. Yer değiştirme sırasında soykırım maksadıyla Osmanlı ordusu tarafından öldürülen bir tek Ermeni yoktur. Ermenilerin yer değiştirilmeleri, onları imha etmek değil, devlet güvenliğini sağlamak, onları korumak amacını gütmüştür ve dünyanın en başarılı yer değiştirme uygulamasıdır. Şayet, Osmanlı Devleti Ermeni tebaasından kurtulmak isteseydi; bunu asimilasyon yoluyla veya savaşı gerekçe göstererek rahatlıkla halledebilirdi. Osmanlı, yer değiştirme uygulamasıyla savaş şartlarında her an ölümle burun buruna gelebilecek olan yüz binlerce Ermeni'nin hayatını kurtarmıştır. Nitekim, yeni bölgelere yerleştirilen Ermeniler sağ salim hayatlarını sürdürürken, Rus ordusu saflarında Türklere karşı savaşan Ermeniler, savaş şartları gereği ölmüşlerdir. NOT:Ermeni terör örgütlerinin müşterek amacı; her fırsattan yararlanarak Türkiye'yi istikrarsızlığa sürüklemek ve sözde işgal altındaki Ermeni topraklarını kurtararak "Bağımsız Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. Bugün devlet olma özelliğini de elde eden Ermenilerin, söz konusu isteklerinin değişik başlıklar altında devam ettiği de görülmektedir (kaynak:Forsnet)Ayrıca Ermeni meselesi konusunda TTK arşivlerinde ki bilgi ve belgeler incelenebilir.
Gelelim bu güne: Türkiye mevcut coğrafyasıyla stratejik ülke durumundadır.Yani köprüdür.Bu da Uluslararası politikada Türkiye’ye ayrıcalıklı bir konum sunmaktadır. OBAMA’nın gelişiyle tekrar gündeme gelen Ermeni meselesi umarım Türk milletini rencide etmeden çözülür. Gerek Ermeni,gerekse PKK terör örgütüyle Türkiye’ye baskı kurulmaya çalışılsa da ulusal politikamızdan asla taviz verilmemelidir.
Atatürk ne demiş: “Kapıyı aralık tutmayın, farkına varmadan ardına kadar açılır.”

Nermin AYDINLI

1 yorum:

  1. DOMUZ DERİSİ POST, ESKİ DÜŞMAN DOST OLMAZ!

    YanıtlaSil

Son 7 Gün Sayfa Görünümü