Bu Blogda Ara

29 Ocak 2009

YEREL SİYASET ve YEREL YÖNETİM

Yerel siyaset, yerel yaşamın bütün boyutları ile ilgilidir.Yaşanılan yerde ortak yaşamdan kaynaklanan gereksinimleri karşılamayı ve ortak sorunlara ortak çözümler bulmayı amaçlar.Yerel siyaset ortak yaşam kalitesinin yükseltilmesi ile ilgilidir.Yaşam kalitesi kentte yaşayan herkesin birlikte yaşamaktan kaynaklanan ve birbirine benzeyen ihtiyaçlarının karşılanması,bunun için gerekli hizmetlerin üretilmesi ile ilgilidir. Bir kentte veya yaşadığı bölgede yerel hizmetler yapılırken her kesimden vatandaşı kapsayacak şekilde yapıldığı söylenir.Kadın ve erkeklerin ayrı gereksinim ve beklentilerinin olduğu nedense unutulur.Yerel hizmetlerin odağında kadın olduğu söylense de baktığımızda bunun doğru olmadığı ortaya çıkar.Yerel hizmetler kadınların gündelik yaşamlarıyla yakından ilişkilidir.kadınlar ve erkekler yaşadıkları mekanları farklı kullanırlar.Kadınların kentte bakış açıları farklı olduğundan kadın, mahallesinde ve sosyal yaşamın da erkeklerden daha çok ihtiyaçlarını karşılamada zorlanmaktadır.Kadınların ulaşımdan, konuta, Pazar yerinden okul alanına,yeşil alanlardan sağlık kuruluşlarına kadar farklı kent hizmetleri ve alt yapıları hakkında beklentileri vardır.Kadınlar hayatlarını kolaylaştıracak hizmetler bekler. Acaba kadının hayatını kolaylaştıracak belediye hizmetleri nelerdir diye düşünülüyor mu? Yerel politika ve yerel yönetimler kadınların siyasal yaşama katılması ve siyasal alanda güçlenmesi için bir anahtardır.Her ne kadar kadınlar yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını genel seçimlere göre daha önce elde etmişse de günümüzde kadın aday sayılarına ve seçilebilirlik sıralarına bakıldığında yetersiz olduğu görülür.Yoksa yerel siyaset ve kent yönetimi kadınların bilemeyeceği, anlayamayacağı, bu yüzden de karışmaması gereken bir alan mı görülüyor?Yerel yönetimler insan haklarının yaşama geçirileceği yerler olduğu düşünülürse toplumsal cinsiyetimize ve bundan kaynaklanan farklılıklarımıza da saygı duyulması ve farklılıktan kaynaklanan ihtiyaçların da giderilmesidir.Belediyeler halktan aldıkları yönetme yetkisiyle kendilerini seçen yurttaşlara karşı sorumludur.Bu nedenle,yerel yönetimler demokratik olarak hesap verebilmelidir.Yerel yönetimlerin ve halkın yakın ve yüz yüze ilişkiler içinde olması iletişimi kolaylaştırmakta ve katılımcılığı sağlamaktadır.Bu da yerel yönetimleri demokratik yapar.Merkezi siyasi irade ile halk arasında aracı kurum olan yerel yönetimler,toplumdaki iktidarı çoğullaştırarak,bir yandan yurttaşların siyasete erişimlerini çeşitlendirir, bir yandan da çoğul iktidarların birbirini denetlemesini ve dengelemesini sağlar. Yaşama dair her şey olan yerel siyaset,dar çıkarların hizmetine koşularak pay koparılacak makamlar değil,yerel olanakların etken ve demokratik biçimde kullanılarak halkın refahını ve yaşam kalitesini yükseltmek için yönetilecek organlardır.Yerel seçimlerin hız kazanmasıyla başkan adayları bir bir projelerini açıklıyorlar. Yerel yönetime katılım kişilere kendi yaşamıyla ilgili kararları belirleme,siyasal tercihler yapma olanağı verdiğinden merak edip de gelecek beş yıl için umut beklediğimiz adayların yapacaklarını inceledik mi?Yoksa sadece benim partimden olması yeterli mi diye düşünüyoruz. Küresel krizin almış başını gittiği,insanların yokluk ve yoksullukla kıvrandığı bu günlerde liyakat sahibi kişilere ihtiyacımızın olduğu unutulmamalıdır. Yerel yönetimlerin aldıkları kararlar,eylem ve işlemleri ile yurttaşların nasıl bir kentsel çevrede yaşayacağını belirleyeceğinden umarım gerçekten iş yapacak,devlet ve millet hakkını koruyacak başkanlar seçilir.

Nermin AYDINLI

18 Ocak 2009

GAZZEDE İNSANLIK DRAMI YAŞANIYOR....

SİLAHLARIN GÖLGESİNDE
GAZZEDE İNSANLIK DRAMI YAŞANIYOR....
Yeni yıla tüm insanlığın gündemini yakından ilgilendirecek silahlarla ve silahların gölgesinde olaylarla girdik.
İsrail’in küstahça saldırıları..
Filistinlilerin üzerine yağan misket bombaları..
Ölen çocuklar,öldürülen kadınlar,Şehit olan Fiistinliler.
Türkiyeden yükselen protesto sesleri,
Yardım kampanyaları...Ulu Allah’a kalkan ve dua eden eller...
Bu günlerde Donanma Kenti Gölcük'te idim.Cuma namazı çıkışında gördüğüm ,Gölcükteki sivil toplum örgütlerinin hummalı çalışması ,organize birliktelikleri, Kermes programı ve gıyabi cenaze namazının kılınışı beni çok etkiledi. Bir tarafta bu tür organizasyonlar ,diğer tarafta sessiz kalan Arap dünyasının acınacak durumu..Ürkek tavırları...
Duyarsız kalan,görmemezlikten gelen,arka planda İsraile destek olan,sözde İnsan hakları savunucuları, Medeniyyetsiz Avrupa !...
İnsanlığı kendisinin hizmetkârı olarak kabul eden ve her fırsatta saldırgan İsrail.. “Eceli gelen it,cami duvarına iş..” diye bilinen bir söz vardır.Yoksa sonunu mu hazırlıyor ?
Genelde sık sık dile getirilen bir söylem vardır.Yeryüzündeki müslümanlar isterlerse tükürükleri ile zalimleri boğar...Yeterki biraz kararlı olsunlar.
Değerli dostlar!..
Unutmayalım ki,Allah bizi de imtihan ediyor.Yapabileceğimiz şeyler varken yapmadıklarımızdan..Ne olabilir,ne yapabiriz demeyin ? Eğer biraz düşünürsek,yapabileceklerimiz vardır?
Filistinlilerin ve yeryüzünde zulme uğrayanların,Yüce Allah yâr ve yardımcısı olsun.
ERGENEKON MUAMMASI VE BULUNAN SİLAHLAR
Türkiyedeki her vatandaşın yakından izlediği olayların başında şüphesiz flaş konu "Ergenekon "gelmektedir.
Karanlık ilişkiler,kazı çalışmaları,yer altından çıkarılan silahlar,sürdürülen soruşturmalar ve neler neler.Yakında kimbilir hangi gizli kalmış ,gün yüzüne çıkarılacak haberlere şahit olacak,
Yargıya intikal eden bir konuda daha fazla yazmak ve irdelemek istemem.Ama , son yapılan kazılar ve çıkarılan silahlar daha çok konuşulacağa benziyor.
Ben ümitliyim.En azından bazı gerçekleri Türk Milletinin insanları öğrenebilecek..Gelecek günlerde ,geçmişin karanlık dehlizlerindeki saklı kalan konular açıklığa kavuşacaktır.
İtalya’daki “Temiz eller operasyo”nunun ,ülkemizde de ,er geç gerçekleşeceğini umuyorum...
Siz ne diyorsunuz...?
Barış dolu ,insanlık huzurunun yeniden şekillendiği günler dileğiyle saygılar sevgili dostlar
Cemil ÇELİK - 11.01.2009

Not : Bu yazıyı sitede yayımladığımızda ,medyaya son dakika haberleri dütü.İsrail ateşkes kararı aldı

TEL AVİV - İsrail Başbakanı Ehud Olmert, kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, tek taraflı ateşkes kararı aldıklarını bildirdi. Olmert, operasyonların hedefine ulaştığını söyledi.

15 Ocak 2009

TERÖRİST DEVLET İSRAİL

TERÖRİST DEVLET İSRAİL


1948 yılında Filistin topraklarında, Dav id Ben-Gurion tarafından kurulan, bu terörist devlet İsrail'in, kuruluş aşamalarını birçoğumuz bilmez. Bu devleti kurmak için önce yer, sonra da orada gerekli nüfusu sağlamak lazım. Yer belli. Filistin! Fakat nüfus yeterli değil. Bunun da bir çaresi olmalı. Hemen Avrupa’daki Yahudileri Filistin'e göçe ikna etmek. Avrupa’daki Yahudileri göç etmeye ikna edemeyen Siyonistler Nazilerle müttefik olup; Alman Yahudilerine yaptıkları baskı ve zulümlerin neticesi göç etmeye zorlamışlardır. Yani Almanya da yapılan bu sözde Yahudi soykırımın işbirlikçisi Siyonistlerdir. İsrail, hem işgal ettiği Arap topraklarının gerçek sahiplerine, hem de bu topraklara zorlama yoluyla getirdiği Yahudiler baskı ve zulüm uygulamış terörist bir devlettir.
İsrail’in iki farklı imajı birbiri ile uyuşması oldukça zor olan imajlarıdır. Bir yandan saldırgan, ırkçı, işgalci ve baskıcı bir devlet, öteki yandan mazlumların sığınağı şeklinde bir görüntü vermektedir. Fakat ikili bir karaktere sahip değildir. Aksine baskıcı, saldırgan karakter İsrail devletinin, bu devleti kuran, yaşatan siyasi kültürünün yegâne bir özelliğidir. Mazlumların sığınağında, aslında kendi siyasi kültürünün kendi halkına reva gördüğü bir takım zulümlerin neticesinden ibarettir.
Kaç gündür Gazze'de topraklarını işgal ettiği, Filistinli kardeşlerimizin üzerine, okullara, hastanelere bomba yağdıran, Uluslararası savaş kurallarını hiçe sayan, gelen insani yardımların ulaşmasını engelleyen, tarih boyunca karıştırdıkları her devlet tarafından kovulduklarında onlara kucağını açan bu yüce milletin, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanını Ramallah kapısında 2 saat bekleten, nankör, küstah, cani, terörist devlet İsrail basını, Türkiye'de Terör diye yorum yapmış. Nedeni nedir? Ankara'da oynanması gerekirken, İsrail'e yönelik yoğun protestolar nedeniyle iptal edilen Türk Telekom ve İsrail takımı arasında ki basketbol maçında olanlarmış. Bu korkak milletin sporcusu da korkak olur. Bizi protesto ediyorlar diye korkudan sahaya çıkamadıkları gibi, polis tarafından nasıl canlarının korunduğundan bahsetmişler. Demek ki! Birde bunlara taşlı sopalı saldırı olsa ne yaparlardı? İşte görüyoruz; Orantısız güç kullanıp, masum ve savunmasız insanların üzerine ancak bomba yağdırma cesareti gösteren, bu İsrail denen devlet, kara harekâtında neden başarısız oluyor? Çünkü İsrail askerleri korkudan tankların içinden çıkamıyorlar. Tuvalet ihtiyaçlarını bile Popolarına bağladıkları beze yaptıklarını biliyor musunuz? Evet, gerçekten böyleler. Tabii bezin içi dolunca, hemen daha önce anlaştığı bir kaç devlet araya giriyor ve ateşkes diyor. Yenilgisini de böylece gizlemeye çalışıyor, ama herkes onun başarısızlığını biliyor. Hani kara harekâtı başlamıştı. Ne oldu? Popoda bağlı olan bezin içi doldu. Hemen Fransa, BM ve diğerleri devreye girdi. Ateş kes dedi. İsrail'de itaatkâr devlet, hemen onların sözünü dinleyip geçici olarak ateşi kesiverdi. Havadan bomba yağdırırken o kadar ateşkes çağrılarına kulak asmayan bu korkak devlet, kara harekâtında hemen geçici ateşkesi uyguluyor. Nedeni belli bez meselesi…

2007 yılında, gitmek istemediğim bir ülke olmasına rağmen, İsrail’e davetli olarak Kudüs ve Lut denizinin cazibesi nedeniyle gitmiştik. Davetli gitmemize rağmen Havaalanında iki kere didik, didik arandık. Oraya vardığımızda bizi ellerinde güllerle, kırk yıllık dost gibi karşıladılar. Çocuklukları Türkiye'de geçen bu Yahudilerle Türkçe konuştuk. Mesleki bilgi, alışverişi talebimi sürekli olarak, programımız dolu gibi nedenlerle ertesi güne erteleyerek talebimi yerine getirmediler. Bir zamanlar hükmettiğimiz bu yerlerdeki o tarihi eserlerimize gözleri gibi baktıklarını yıkılanları restore ettiklerini, size bir sürprizimiz var diyerek İsrail bayrağının dalgalandığı atalarımızın yapmış olduğu, üzerinde Osmanlı turası olan o muhteşem eserlerimizi bize göstererek bizi ezmeye kalkışınca, buralara tekrar sahip olmamız yakındır. Sizin bayrağınız buraya yakışmamış, o ay yıldızlı bayrağımız buraya gerçekten çok yakışacak diyerek, geçmiş de olduğu gibi günümüzde de dünyaya barış ve huzur getirmeye çalışan bu asil milletin, bir gün tekrardan oralara hükmedeceği mesajını verdim. Çan saatini gördüğümde, vay be atalarımız buralarda çan saati de yapmış gibi ifadeler kullanmaktan geri kalmadım. Haksızda sayılmam. Orada bulunduğumuz günlerde etrafımızda kuş uçurtmadılar. Hele sahil güvenlikle Denize açılırken alınan sıkı güvenlik tedbirlerinden rahatsız olmamıza rağmen, ben tehlikenin kendilerinden geleceği şüphesini de aklımdan çıkarmadım. Çünkü yaptıkları bu katliamdan dolayı kendilerine tepki veren bu asil milleti hemen terörist ilan edecek kadar nankör olan bu milletin ne yapacağı belli olmaz.
İsrail devlet başbakanı Ehud OLMERT’in, Türkiye’ye gelerek Başbakan ile görüşmesi sanki Gazze’ye saldıracağını haber vermiş imajını yaratmak da sinsi planlarının bir parçası olsa da, Ülkemizin Ortadoğu da barışı sağlamaya çalışan tek aktör devlet olduğu unutulmamalıdır. Beşikteki bebekten bile korkarak onları öldüren, insanlıkla bir ilgisi olmayan bu terörist devletin bir gün sonu gelir ve daha önce atalarının onlara kucak açtığı bu asil milletin torunları bırak kucak açmayı, ebediyen onların yaptıkları bu katliamları gelecek nesillerine aktararak gerçek yüzlerinin tarihte kara leke olarak yer almasını sağlayacaklardır.


ELVEDA TANIK

14 Ocak 2009

LİDER VE TOPLUM

LİDER VE TOPLUM


Lider; Topluma önderlik yapan, ona fikirlerini aşılayan, kabul ettiren, bunu sağlayan kişidir. Tek başına ne lider olunur, ne de lidersiz toplum olur. Toplumu idare edecek bir lidere, liderinde önderi olacağı bir topluma ihtiyacı vardır. Toplum ve Lider kilit ile anahtar gibidir. Nasıl kilit ile anahtar birbirini tamamlıyorsa, lider ve toplumda birbirini tamamlar.

Liderler genellikle geçmişlerinde travma yaşamış kişiler arasından çıkarlar. Liderler geçmişinde yaşadıkları bu travmayı başkalarına yaşatmayarak olumlu yansıtmış olabilecekleri gibi, yaşatarak da olumsuz yansıtabilirler. Örneğin bazı yöneticiler bulundukları makamlara çok zor şartlarda geldiklerinden bahsederek mahiyetinde çalışanları sürekli huzursuz ettiği gibi onlara güvende vermezler. Sürekli ayrıntı ile uğraştıkları için de başarılı bir yönetici değildir. Her şeyi o bilir, kimseye güvenmez, zor durumda kalınca da hep başkalarını suçlar. Adam harcama makinesidir. Her kes ona düşmandır. Kimse onu çekemez. Sürekli çevresi ile uğraştıkları için de başlayıp da bitirdikleri bir projeleri bile yoktur. Sadece olumsuz yansıtmaları ile hatırlanırlar.

Liderlerin psikolojik yapıları, kişisel özellikleri ve toplumun yapısı çok önemlidir. Toplumlar liderlerinin kişilik özellikleri ile ilgilenmişlerdir. Onun tavırları, oturup kalkması, giyimi kuşamı, konuşması, duruşu, özel hayatı vb benzer özellikleri toplumun dikkatini çekmiştir. Bu izleme kriz zamanlarında daha da çok olur.

Sağlıklı toplumda lider sağlıklı bir liderlik yapıyorsa buna sağlıklı iletişim denir. Lider toplumun beklentilerini biliyor ve ona göre davranıyor toplumu rahatlatıyor. Liderlere en çok kriz anında yani deprem, felaket ve terör anında ihtiyaç oluyor. Karizmatik liderlerde bu kriz anında ortaya çıkıyor. Karizmatik lider toplumun beklentilerini, ya kendisi, ya da toplumdan gelen mesajları kendi iç dünyasında değerlendirip topluma vererek toplumun daha dinamik olmasını sağlıyor. Gerilen toplumu birisinin rahatlatması lazım. Gerçek lider kriz durumunda kendi olağanüstü varlığını hissettirerek toplumu rahatlatır. Lider kişiliğini o olumsuzluğu ortadan kaldıracak bir panzehir rolü oynatabilir. Toplumun o gerilmiş yanından faydalanarak liderlik vasfını öne çıkartmış olur. Kriz ve terör anında toplumun iç dinamiği zayıfladığı için liderden beklentilerde artar. Liderden başa çıkılması zor beklentiye girer. Liderin tavrı toplumu olumlu ya da olumsuz etkiler.

Birçok örnek de olduğu gibi liderlerin tarih de belirleyici rol oynadığı görülmüştür. Bir devrin kapanışı sırasında Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıkarak Milli mücadeleyi başlatıp yeni bir devrin başlamasını sağlamıştır. Rasyonel dünyada rasyonel aktör Bush’un Irak’taki rolü, tarih de belirleyici rol oynamıştır.

İyi bir lider vizyon sahibidir, kararlıdır, hedefini belirlemiştir, yalan söylemez, çalışkandır, dürüsttür. Bu özelliklerini topluma yansıtır. Kendi olumsuz yanlarını da bilir ve bu olumsuz yanlarını da kendi çabaları ile kabul edilebilir durumuna getirir.

Anne ile çocuk arasında nasıl bir ilişki var ise toplum ile lider arasındaki ilişkide o şekilde değerlendirilmeli. Anne çocuğun olumsuz yönlerini tesbit edip, kendi olumlu yanlarını çocuğuna yansıtıp, çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesini nasıl sağlıyorsa; Liderlerde toplumun beklentilerini tesbit edip olumlu yanlarını topluma yansıtarak toplumu daha sağlıklı ve dinamik bir konuma getirmelidir.
ELVEDA TANIK

4 Ocak 2009

GAZZE KATLİAMI

İsrail vurdu, dünya durdu... Ve beklenen oldu! İsrail'den bir kanlı adım daha geldi! İsrail'in kara birlikleri Gazze'ye girdi diyor haberler…
Günler günleri kovalıyor ve zalim İsrail hala kana doymuyor.Bu ne kin,bu ne nefret…Bu kadar mı insanlığınızı ve insani duygularınızı yitirdiniz.Binlerce masum ve mazlumları yok ederken hiç mi vicdan azabı duymuyorsunuz ey zalimler!...İsrail ve yandaşları sevinç naraları atarken,nerede insan hakları?Nerede medeni ülkeler?En önemlisi ise din ulemaları ve İslam ülkeleri nerelerdesiniz?Dinimiz zalimin yanında olunmasını mı emrediyor.Ortadoğu kan ağlıyor, zalimler zulümlerine aralıksız devam ediyor.Dünya sanki bir oyun izliyormuş gibi sessiz ve kılını bile kıpırdatmıyor.Korkuyorum,ürperiyorum insanlar insanlığını yitirmiş diye…O bombardımanlar arasında çaresiz,kimsesiz kendi kaderlerine terkedilmiş mazlum insanlara neden el uzatılmıyor?Neden kana susamış İsrail’e dur denmiyor???Bizim canımızı yakan, gencecik evlatlarımızın canına kıyan ve ülkemizi parçalamak isteyen PKK teröristlerine yönelik Irak harekatı sırasında başta ABD olmak üzere “masum insanların canlarından endişeleniyoruz,Irak sınırlarını terk edin” diyenler nerede şimdi?Onlar masum oluyorlar da peki GAZZE’deki kadın,çoluk,çocuk ne oluyor sorarım size?YETER bu kadar zulüm.Formalite açıklamalar bırakılmalı köklü çözüm bulunmalıdır. İslam ülkelerinin prensleri, biraz olsun ihtişamlı saraylarından kafalarını çıkarıp yanı başlarında neler olup bitiyor diye bakmalıdır.Bu en önce insanlık ayıbıdır.Filistin'de işlenen katliam, insanın insana karşı nasıl vahşileşebileceğinin korkunç bir örneğidir. Bütün insanlığın gözü önünde işlenen bu katliamı, dünyanın en korkunç terör mekanizmasına dönüşen İsrail devletini insanlığımızı hunharca katletmekten dolayı kınıyorum.

İşte size Filistinli bir çocuk olan ŞEYMA’nın çığlığı!...

Ben bir filistinli savaş görmüş çocuğum
mescid-i aksa'nın gözlerinde hep yaş görmüş çocuğum
ne suç işlemiştim ki koptu ayağım elim
anne derdim başka bir kelime bilmezdi dilim
gitti bir şafak vakti zindana dönmedi babacığım
öyle çok özledim ki nerede anacığım
bir gün yürüyecektim düşüp oynayacaktım
ağlayan mescid-i aksa'da gidip okuyacaktım
hani avrupalı vampirler, hani insan hakları
kandan geçilmez oldu filistin gazze'nin sokakları
mekansızlar varmış ne masallar okudu
yardımın ne zaman ya rab kirli eller namuslara dokundu
ne cevap vereceksin nebi sorduğu zaman
yardıma gidemezsen ağla sen ey müslüman
ah bir dile gelse de dinlesen dağ taşı
nasıl tekmeleniyor şehidin kesik başı
ben her gün öldürmeyen ölümü tadıyorum
idrakin çıldırdığı zulmü yaşıyorum
siz Avrupa’lı sürüler nemrutları geçtiniz
siz kannar olan allah'ın azabını geçtiniz
siz ey gafletteki müslümanlar köpekleri besleyin
geçin ekran başına uyuklayın esneyin
yok mu bu zalimlerin zulmünü durduracak
akan müslüman kanının hesabini soracak
bu dünya sizin olsun rabb'ime gideceğim
gafletteki müslümanları şikayet edeceğim...

HERKESİ DUYARLI OLMAYA DAVET EDİYORUM.

Nermin AYDINLI

Son 7 Gün Sayfa Görünümü