Bu Blogda Ara

25 Eylül 2011

ARTIK ANALAR AĞLAMASIN

Başkent Ankara’da ve bazı illerde bomba ve saldırılar sonucu birçok vatandaşımız hayatını kaybetti ve çok sayıda ise yaralımız var. Bu alçaklık, bu kalleşlik değil de nedir? Hainler özellikle kalabalık ortamları seçerler ki daha çok ses getirsin diye!!! Bu olaylar insanlarda tedirginlik ve korku yaratır.

Terör saldırıları gösteriyor ki, artık biz dağın yanı sıra sizlerle şehirde görüşeceğiz mesajını vermeye çalışıyorlar.

YANİ:Dağdan indim Şehire

Bu terör olayları şehirlerde yapılmaya devam ederse savunmasız bir şekilde kimin ve kimlerin canını yakacak belli olmaz.

PKK illeti ile 30 yıldır mücadele ediliyor. Binlerce gencimizi kaybettik ve hala da kaybetmeye devam ediyoruz. Peki! kusur vatandaşın mı? Kusura bakmayın ama istikrarlı bir şekilde mücadele edilseydi, bu kadar çok tolerans tanınmasaydı bu duruma gelinmezdi…

PKK bir terör örgütü, onu destekleyenler, iş birliği içinde olanlar vatan haini değil de nedir? Kürt açılımı ile ortaya çıkılırsa, onlar muhatap alınırsa, İmralı’da yatana sayın denilirse tabi ki bunlar kendilerini kahraman ilan edecekler.

Kendini aydın diye niteleyenler artık son aşamaya gelindiğini, masaya oturulması gerektiğini yazıp çiziyorlar. Neyin pazarlığı bu bir türlü aklım almıyor? Bir devlet, vatan hainleri ile özellikle de terör örgütüyle nasıl masaya oturur böyle bir şeyden bahsedenlerin akil düşünce içinde olmadıklarını düşünüyorum…

Bu tür saldırılar hiçbir amaca hizmet etmez. Başarılı olamazlar. Sadece toplumda infial yaratır. Bu eylemleri yapanlar birer piyondur. Birileri hasta ruhlu insanları kullanır ve zamanı gelince de onlar da yok olur.

Buradan yetkililere sesleniyorum: Siyasi erkler birbirinizle uğraşmayı bırakın. Size yetki veren Türk Ulusunu yok sayamazsınız. Bu yapılanları basit göremeyeceğim ama çapulcu diyebileceğim terör örgütü muhatabınız olamaz. Devlet otoritesini ortaya koymalıdır.

Sizlerden istenilen sadece artık analar ağlamasın…
21.9.2011

14 Eylül 2011

TÜRKİYE'M, CENNET VATANIM

Ülkem, Türkiye’m, cennet vatanım...

“Türküm, doğruyum, çalışkanım.

Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymaktır.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene“…Bu sözler evet bu sözler ülkesini, milletini sevenler için çok anlamlıdır. Böyle olmasa yıllardır gencecik fidanlarımız gözlerini kırpmadan canlarını verirlermiydi? Analar, babalar yüreklerine taş basarlarmıydı? Bu vatan sevgisi bambaşka bir şey bunu hissedenler anlar anlamasına da anlamayanlar, duyarsızlar, hainler ve onların işbirlikçileri de çoğalmadı değil!!!

Hainler ve işbirlikçileri azdıkça azdı can almaya devam ediyor. Vatan hainleri demokratik özerliğini ilan etti. Meclis toplantılarını şov gösterileriyle yapıyor ve aldıkları kararlarını geciktirmeden ilan ediyorlar.

Bu ne küstahlıktır ki Şırnak’ta teröristler öğretmenlerimize” Gidin yoksa canınızı yakarız” diye tehdit edebiliyor. Kimlerden bu cesareti alıyorlar bir türlü aklım ermiyor.

Vatanını seven aydın, yazar, çizer, asker her kimse içeri atılıyor, İmralı’da yatan hainin kahramanlaştırılmasına izin veriliyor… Hainler elini kolunu sallaya sallaya geziyor, suçu bile henüz kanıtlanmamış tutuklu gazeteci, ölümle pençeleşen eşinin yanında olamıyor.Ne kadar acıdır ki yavaş yavaş değil hızla insanlığımızı hırslarımız ve ihtiraslarımız yüzünden kaybettiğimizi görüyorum.

Siyasi erklerin tutumu, tavrı, söyledikleri yenilir yutulur türden değil maalesef. Bırakın be kardeşim söz düellosunu da cennet memleketimin sorunlarına çare bulun. Sorun yaratmayın, insanları germeyin çözüm üretin.

Anaları ağlatmayacaktınız ne oldu? Yoksa sadece seçimlerde söylenen boş sözlerden sadece birisimiydi?

Ayrıca, 12 Eylül acılar, karanlıklar, ölüm ve zulüm ile tarihin sayfalarına geçmiştir. Ne dramlar yaşanmış, nice gencecik fidanlar yok edilmiştir. Yetmez ama evet’çilere sormak istiyorum: 12 Eylülcülerden hesap sorulacaktı ne oldu?...

Her ne kadar 12 Eylül hafızalarımıza kara gün olarak kazınmış olsa bile günümüzde yaşananlar da o günleri aratmayacak türden maalesef…

Ülkem, cennetim, Türkiye’m ne durumdasın, halkın acılı ama suskun, halkın perişan…Bilemez oldu, bilenler ise susturuldu.

İç politika ile kafalar karışık. Sıfır sorunlu dış politika ise içinden çıkılmaz bir hal aldı. Füze kalkanı kime karşı, neden ve niçin? Libya ile kardeşken düşman olduk. Suriye’ye ağabeylik yapalım derken birde kendimizi İsrail ile nerdeyse savaşır halde bulduk.

Vatanım, memleketim, cennet Türkiye'm derdim çoktur hangisine yanayım. Hangisini anlatayım.Halkım aç, halkım işsiz, tarım ve hayvancılık bitmiş, sanayi çökmüş, ekonomiyi bilen yok…Her şey çok daha beter olmuş!...İç düzenimiz karışık, çözümsüzlük almış başını gidiyor.Her gün verilen şehitler…Halkımın yitip giden umutları…

Vatanım, memleketim, cennet Türkiye’m sana yakışmayanlar yakıştırılıyor.Türkiye'm bağımsızlığın için nice kahramanlar senin için canını vermiş, destanlar yazılmış, tarihte bağımsızlık savaşın mazlum milletlere örnek olmuştur.Ama gel gör ki bugün umutlar yavaş yavaş tükenmek üzere.Bu gün gaflet, delalet hatta hıyanet içinde bir çok insan!!!

Umutların tükendiği bir sırada umut olan Mustafa Kemal ATATÜRK, silah arkadaşları ve adsız kahramanlarımızın bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşamalıdır. Bağımsızlığımızdan asla taviz verilmemelidir. Kahraman Türk Milleti olarak bizlere düşen görevi layıkıyla yerine getireceğimizden eminim.

Her umutsuzluğun ardında mutlaka bir umut vardır…

14.09.2011
Nermin AYDINLI

Son 7 Gün Sayfa Görünümü