Bu Blogda Ara

31 Mart 2012

NEYİN OLDU BİTTİSİ!

Son birkaç gün ortalık toz duman. Ülkemizin saygın olması gereken yer Meclis ise arena meydanıydı. Nahoş konuşmalar, kabadayı görüntüleri anlamak mümkün değil!

Hiç kimsenin birbirine ise tahammülü yok…

Hele hele Ankara meydanlarında büyük çoğunluğu eğitimci ve ailelerden oluşan, 4+4+4=12 eğitim sisteminden çocukları için endişe eden gruplara yapılan şiddet görüntüleri insanlık onuruna yakışıyor mu?

Toplumun bir kesiminin düşüncelerinin dile getirmesinden neden endişe duyuluyor?

Endişe duymamak elde değil bu son yaşananlardan sonra!

Gelişen demokrasi ve demokratikleşme bu mudur?

Bir tarafta malına mal katanlar,
Bir tarafta aç yatanlar,
Bir tarafta kaygı duyanlar,
Bir tarafta ise şakşakcılar…

Toplumun bir bölümü memnun iken diğer bir bölümü bu eğitim sisteminden neden kaygılı?

Kaygılı olanlar; Laik toplum yapısının değişeceğinden endişeyle, bilimsel verilere dayanmadığını dile getirmek istiyorlardı.

Neydi o şiddet ve hiddet?

Nedir bu telaş?

Neyin oldu bittisi?

Türkiye’nin ihtiyacı neydi de bu reformun yapılması düşünüldü? Topluma anlatılsaydı, getirileri ve götürüleri tartışılsaydı….Ülkemizin patır kütürle çıkarılan eğitim sistemine değil, hakiki, bilime dayanan, öğrenmenin yanı sıra üreten, araştıran beyinleri yetiştirecek reformlara ihtiyacı var.
İlk etap da dini eğitimin ne zararı olabilir diye düşünülebilir ama, yapılan uygulamaların Laik düzenden, yumuşak bir geçişle dini düzene doğru adım mı atılıyor, sorusu akıllara gelebilir. Din eğitimi alınmasına alınsın ama insanları ayrıştırma noktasında olmamalıydı! Seçmeli din dersini alanlar ve almayanlar diye ayrıştırılırsa bu ülke de neler olur mazallah!

İktidar da hangi parti olursa olsun her şeyi doğru yapar ya da “çoğunluk elimde ne istersem onu yaparım” mantığıyla hareket ederse diğer bir kesimin haklarının gasp edilmesi demek değil mi dir?

Toplumu germeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

Olumlu düşünmeye çalışalım; İktidar belirli bir kesimin değil, bütün Türkiye’nin hükümetidir. Bu nedenle herkese eşit mesafede ve vatandaşın çıkarları doğrultusunda hareket etmeli ve endişeleri gidermelidir!...

“Milli Eğitim'in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir.“ M.Kemal ATATÜRK

31.03.2012

Nermin AYDINLI

29 Mart 2012

İNSAN NE YAPARSA KENDİNE YAPAR.

Adamın biri köy köy gezer, bir şeyler toplar ve satarmış. Her gittiği köyde de ‘insan ne yaparsa kendine yapar’ diye sürekli söylenirmiş. Köylüler bu söylediklerine bir anlam veremediklerinden deli diye geçerlermiş…

Yine bir gün köyün birinde dolanırken hızlı hızlı ‘insan ne yaparsa kendine yapar, insan ne yaparsa kendine yapar’ diye söylenirken köyün bir köşesinde ekmek yapan kadınların yanından geçmiş. Kadınlardan birisi öf artık bu adam bıktırdı, yetti demiş ve bir ekmeğin içine zehiri de koyarak pişirip yağlayıp adamın eline vermiş.

Oh be hepimiz kurtulacağız artık demiş.

Eğmeğini alan gariban, ilerde köyün çıkışında bulunan çeşmenin yanında karnımı doyurur suyumu da içer yola devam ederim diye düşünmüş. Sıcak havanın bunaltısıyla ve tozlu yolun yorgunluğuyla devam ederken çeşmenin başında su içen, yorgun düşen bir gence rastlamış.

Genç; hayırdır amca nereden böyle…

Adam;şu karşı ki köyden evlat, sen nereden böyle?

Genç, ‘askerlik bitti köyüme dönüyorum ve çok acıktım su içtim’.

O sırada adam çıkınını açar ve taze ekmeği uzatır gence.

‘Sen benden çok açıkmışsın al’ der ve yoluna devam eder.

Genç sevinçle ekmeği alır ve yiyerek köye girer. Ekmek yapan kadınların yanına geldiğinde yığılır kalır.

Ortalık karışır ve ekmeği adama veren kadın koşar. Çığlıkla gence ‘oğlum! diye sarılır. Ne oldu sana, ne yedin diye sorar? Yolda bir adama rastladığını ve verdiği ekmeği yediğini söyler söylemez kadının kucağına yığılır ve kadın feryadı koparır.

VE;’İnsan ne yaparsa kendine yaparmış ‘der ama iş işten çoktan geçmiştir!

Kıssadan hisse;Demek ki insan ne yaparsa kendisine yaparmış.


Nermin AYDINLI
29.03.2012

3 Mart 2012

BU NEYE HİZMETTİR!

Türkiye çok sert kış yaşarken ülkemiz de kaygı verici sertliklere sahne oluyor. Her şey birbirine girmiş kim doğru, kim yanlış bilinmez olmuştur. Ülkemiz üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Vatandaş ekmek derdinde birileri ise sinsice pusuda sıra bekliyor…

Ekran bülbülleri gündemi meşgul edecek yeni yeni söylemleri ile insanlar da algı yönetimini sağlamaya çalışarak yandaş havariliğine devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün resimleri bir bir kaldırılıyor, internetlerde öğrencilerin küstahça Ata’mızın büstünün önünde verdikleri pozlar ise işin başka boyutunu ortaya seriyor!

Türkiye Cumhuriyetini kimin kurduğu unutularak Atatürk’ün meclisinde bazı kendini bilmezler halkın sorunlarına çözüm arama yerine dokunulmazlık zırhına bürünüp ATATÜRK’e küstahça hakaret edebiliyor ve toplumun gerilmesine neden olabiliyor.

Atatürk ilke ve devrimleri ile cumhuriyetimizin değerlerine karşı nedir bu kin, nedir bu nefret!

Bırakın ATATÜRK üzerinden siyaseti de işinizi yapın. Halkı germeyin.
Bırakın Cumhuriyet düşmanlığını,
Bırakın cumhuriyet kazanımlarını bir bir yok etmeyi,
Bırakın ülkenin geleceğini tehlikeye atmayı da ekonomiyi nasıl düzeltiriz.Yoksulluğu nasıl önleriz.Çağdaş ve demokratik sistemi nasıl sağlarız ve Türkiye Cumhuriyetini en üst düzeyde nasıl temsil edebiliriz diye çalışmalar yapın.

Ayrıca, eğitim sisteminde sürekli yapılan değişiklikler toplum açısından olumlu ve olumsuz yönlerinin araştırılarak aceleye getirilmemesi gerekir. Arka arka yapılan eğitim sistemindeki uygulamalar ülkeye yarar değil zarar sağlar.12 yıllık kesintisiz eğitimden sonra 4+4+4 sistemi ve okula başlama yaşının 5 olması toplumumuza dayatma olabileceği gibi özellikle de kız çocuklarının eğitimden yararlanma oranları düşecektir. Bu kademelendirme son derece yanlış olup, çocukların farklı alanlara yönlendirilmesi ise muhtemeldir.

Eğitim aileden başlar okul ile devam eder. Tabi ki ailenin içinde bulunduğu sosyal tabakaya göre değerler farklılaşır ve her toplum kendi beklentileri doğrultusunda çocuklarını yetiştirmeyi hedefler.
ANCAK eğitim sistemi ile de, ülkenin değerlerinin korunması, vatana, millete faydalı birer bireyler yetiştirilmesi sağlanır. Okul ve eğitim bireyin sosyalleşmesinde rol oynar.

Yani EĞİTİM, toplumun kültürel birikimlerini bir sonraki kuşaklara aktarır ve toplumsal bütünleşmeyi ve sürekliliği sağlar.

Acaba yenilik ve ilerleme olarak belirlenen bazı değişimler gerileme ve yobazlaşma işaretleri olabilir mi?

Toplumsal değişim; aile, kültür ve insan ilişkilerinin farklılaşmaya başlaması olduğuna göre, Türk toplumun da da tehlike çanlarının çalmaya başladığının göstergesi mi ne dersiniz?

Yazık çok yazık.

Bu neye hizmettir anlamak mümkün değil!

NOT:Başta Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarını, geçmişten bu güne kadar vatanımız için gözünü kıpmadan şehit olan mehmetçiklerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyorum.

03 Mart 2012

Nermin AYDINLI

Son 7 Gün Sayfa Görünümü