Bu Blogda Ara

29 Ekim 2012

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN




Ülkemizde son 10 yıldır CUMHURİYET’e karşı sinsi ve planlı bir yıpratma kampanyasının yürütüldüğü aşikardır. Bugün gelinen nokta ise içler acısı olup, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ile ilgili açıklamalar halkı tehdit eder cinsinden. Tarihimize kısaca bir göz attıktan sonra tekrar bu konuya döneceğim!

Tarihler boyu destanlar yazan ve dünya’ya hakim olan Türkler, hasta adam denilen Osmanlının küllerinden tarih de benzerine rastlanmayan zaferle yeniden doğmuştur. On altı imparatorluk, yüzü aşkın devlet kuran Türkler, devlet yapısı içinde pek çok etnik unsur barındırmasına rağmen birlikte yaşamayı başarmıştır.

Sadrazam Reşit Paşa 16 Ağustos 1838 de İngilizlerle İngiliz Ticaret antlaşmasını imzaladıktan sonra Osmanlı iç pazarı tamamen yabancılara açıldı. Milli ekonomi kalktı, gümrük vergileri düştü, ülke ucuz ithal eden mallar cenneti oldu. Savaş ve yeni yaşam tarzı nedeniyle Osmanlı hep borçlandı ve ihtiyacı olan parayı Avrupa para piyasalarında buldu. Avrupalı kendi ülkelerindeki düşük faiz nedeniyle Osmanlı’nın verdiği yüksek faiz oranlarına yöneldi. Osmanlı faiz borçlarını ödeyemeyeceğini açıklayınca Avrupa ile büyük sorunlar yaşamaya başladı.

Birinci Dünya savaşında yenilen Osmanlı, savaş sonunda 325.000 şehit, 400.000 yaralı, 250.000 esir ve kayıp vermiştir. Osmanlı artık hasta adamdır onlar için! Bölüşülmesi gerekmektedir. Osmanlı tek kurtuluşun teslim olmakta olduğunu düşünmektedir. Ve, itilaf devletleri arasında imzalanan 25 maddelik Mondros Ateşkes antlaşması Osmanlı devletinin de yıkılışı olmuştur. Çünkü antlaşmanın 7.maddesi itilaf devletlerine işgal hakkı tanıyordu. İtilaf devletleri de mütareke gereği orduların bütün silahları toplatılmış, tersanelerine girilmiş, vatanın her bir yerinde işgaller başlamıştır. Direnenler en ağır şekilde cezalandırılmakta ve hain ilan edilmektedir.

Kısaca Osmanlı iflas etmiş ve işgal edilmiştir!

Osmanlı hükümeti ülkeyi teslim ederken, bir grup vatansever de boş durmuyor. Silah yok, para yok, ekmek yok, aş yok! Bir de üstelik idam fermanı çıkarılmış, apoletleri sökülmüş ülkesi için her şeyi göze almış bir subay, bu şartlar altında Kurtuluş mücadelesini başlatmak için istiklal ve bağımsızlığını korumak üzere Mustafa Kemal ve arkadaşları harekete geçiyor.

Türk milleti kahramanlarına öyle bir inanıyor ki, tüm yoksulluklara ve yoksunluklara rağmen inançla ve bağımsızlık ruhuyla işgale uğramış Anadolu topraklarında vatanın her bir yerinde direnişe geçmiştir.

Kurtuluş savaşı Türk ulusunun ölüm kalım mücadelesidir.

İngilizler boğazları kontrol altına alarak Çanakkale, Musul, Batun, Antep, Konya, -Maraş,Samsun, Bilecik, Merzifon,Urla ve Kars’ı,
Fransızlar Trakya’da ki demir yolunun önemli istasyonlarını, Dörtyol, Mersin,   Adana ve Afyon istasyonlarını,
İtalyanlar Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Marmaris’i,
Ermeniler Doğu Anadolu’yu işgale başlamış.
Yunanlılar Ege bölgesini ele geçirmek üzere İzmir’i işgal etmek için İzmir topraklarına girdiklerinde gazeteci genç subay  Hasan Tahsin’in ilk kurşunu Kurtuluş savaşının başlangıcı olmuş ve Kuvayı Milliye ruhu doğmuştur.

AMASYA TAMİMİ (22 Haziran 1919),
ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz-7 Ağustos 1919),
AMASYA GÖRÜŞMELERİ (20-22 Ekim1919)
HEYET-İ TEMSİLİYE’NİN ANKARA’ YA GELİŞİ (27 ARALIK 1919) Mustafa Kemal burasını Anadolu’daki direniş hareketinin merkezi olarak seçmişti.
Osmanlı Meclis-i Mebusan son kez toplandı.(12 Ocak 1920)
Misak-i Milli olarak adlandırılan Ahd-ı Milliye (Ulusal And) 28 Ocak 1920 de kabul edilerek Mustafa Kemal Paşa’nın düşünceleri Osmanlı meclisi tarafından kabul edilerek yasalaşmış ve Türk Ulusunun bağımsız yaşayacağı vatanın sınırları çizilmiştir. Ulus adına karar veren ve kendini yönetecek olan ilk meclis TBMM 23 Nisan 1920’de açılmıştır. 2 Mayıs 1920’de ilk TBMM hükümeti kurulmuş ve ilk anayasa Teşkilat’ı Esasiye oluşturulmuştur.
Anayasaya göre; Egemenlik ulusa aittir. Kuvvetler birliği ilkesi benimsenmiş olup, Meclis başkanı hükümetinde başkanıdır.

Zaman zaman tarihimiz ile ilgili bilgileri paylaşmak sanırım Türk ulusunun nasıl bir mücadeleyle ve ne bedeller ödeyerek bugünlere gelindiğini hatırlamak olacaktır!

Bir takım güçler, değerlerimizin ve gerekli manevi birlikteliğimizin yanı sıra ülkemizin parçalanması ve yok edilmesi için gayret etmektedir. O gün yenemeyen işgalciler bu gün bizlerden hesap sormak için fırsat beklemektedir.

Bu ülke kolay kurulmadı!

Büyük bedeller ödenerek Osmanlı küllerinden bir ülke yaratan Mustafa Kemal ATATÜRK’e, kahramanlarımıza, işgaller sırasında zulüm ve baskılar gören Türk ulusuna, yüz binlerce şehidimize bugünlerimizi borçlu olduğumuzu unutmamalıyız!

Cumhuriyetle hesaplaşma ancak, çarpık zihniyet ve hayal peresliktir.
Vatanı bölmek isteyenlere hizmet etmektir!

Bağımsızlığını yitirmiş hiçbir ülke halkı özgür olamaz!

Tarih de eşi ve benzeri görülmemiş bağımsızlık savaşını kazanmış kahraman Türk Ulusunun torunları olarak bizlere düşen görev Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmaktır.
Çünkü; Türk Milleti var olduğu günden bu yana bağımsız yaşamış vatanını ve milletini hep sevmiştir.

Ayrıca; Bağımsızlık bayramı olan Cumhuriyet Bayramını kutlamak isteyen Türk halkından neden endişe ediliyor!  Demokratikleşme deniyorsa önlemler alınsın ve halk demokratik hakkı olan kutlamaları gerçekleştirsin. Bu şekilde olursa birtakım provakatorlerede  fırsat verilmemiş olur.


SON SÖZÜmTürk Ulusunun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının 89 yılı kutlu olsun.

Bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan kurtulamaz.M.Kemal ATATÜRK


Kaynaklar:Türk Tarih blog. Tarih org.Türk İnkılap Tarihi (Prof.Dr.Hamza EROĞLU)

Nermin AYDINLI
29.10.2012

11 Ekim 2012

ACININ ÇIĞLIĞI





Dünya emperyalizmin kollarında can çekişiyor! Egemen güçler demokratikleşme safsatasıyla yoksul ve mazlum milletler üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıyor.

Paylaşılamayan dünya üzerinde kıyasıya rekabet, kıyasıya savaşlar devam ediyor …

Açlık, sefalet, gözyaşı ve kan!

Aldıkça alan, gözü doymayan, kapitalist çarkın dişleri arasında yok oluyor hayatlar…

İnsanlık yitirilmiş, zalimler dünya’ya hakim olmuş. Çarkın dişlileri döndükçe çığlıklar arşın olmuş göklere yükselmiş!

Acının çığlığını duyan yok!

Adalet rafa kaldırılmış, insanlık onuru hatırlanmaz olmuş, kim haklı, kim haksız bilinmez olmuş, tarih ise sayfalara hapis olmuş!

Vicdan cüzdan arasında sıkışmış, dolmak bilmeyen küpler taştıkça taşmış, iblisin bile korktuğu adem oğulları dört bir yanı sarmış!

Savaş çığlıkları arasında çocuklar kaybolmuş, masumluk karinesi çiğnenmiş, küpler doldurulmaya ant içilmiş!

Yiyin efendiler, aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yiyin.
Doldurun küpleri efendiler, kanla, çığlıkla doldurun küplerinizi!

Dünya emperyalizm çarkında! Oyun oynaması gereken çocuklar çarkın dişlileri arasında bakışları nefret dolu.

Nedir bu mahşer yeri, her taraf karanlık, ortalık toz duman. Ölüm makineleri ile birileri hayatlarını çalmaya gelmiş. Sevgi kelimesi unutulmuş, güzel olan her şey hafızalardan silinmiş ve yaşamları acı, keder, yoksulluk olmuş!

Acının çığlığı, sessizlerin çığlığı olmuş olmasına da bu çığlığı duyan var mı?

SON SÖZÜM: Doymayan sermayedarlar için savaş ve ölüm geçim kaynağıdır.

9.10.2102

Son 7 Gün Sayfa Görünümü