Bu Blogda Ara

20 Kasım 2012

Devlet çözüm bulur, pazarlık yapmaz!



Yazıma başlarken acaba, şehitlerimiz üzerinden ‘şehit edebiyatı mı yapıyorum’ diye çok düşündüm! Fakat en başta bir anne olarak kendimi Mehmetçiklerimize karşı sorumlu hissettim. Bu çocuklar bizim çocuklarımız… Analar artık ağlamasın derken, ülkemiz üzerinde çıkarları olanların haince isteklerine boyun eğilmesi değil elbette!

Bunun bir çözümü olmalı ve olmalıdır da!

Sürekli gelen şehitlerimiz yüreklerimizi yakmaya devam ediyor. Şehitlerimizin arkasından klasik törenler ve birkaç cümlelik taziye sözcüklerine artık itibar edilmez oldu. Hani denir ya, “ateş düştüğü yeri yakıyor” diye aynen o hale geldi. Bir radyonun çalan müziği kesmeden şehit haberini vermesi içi mi öyle bir acıttı ki, o anda insanlığımdan utandım!

Ölümlerden, hele hele gencecik fidanların yok olmasından etkilenmeyen insan mı dır acaba!

Sızlanmaya devam mı edelim, yoksa ülkemizin en büyük sorunu olan terör belasına çözüm mü isteyelim. Çözüm derken; eli kanlı vatanı bölmek, parçalamak isteyen hainlerle pazarlık yapılması değil elbet!

Devlet çözüm bulur, pazarlık yapmaz!

Demokrasi ve insan hakları konusunda ahkam kesenler, son birkaç yılda ekranlarda bülbül kesilen sözüm ona aydınlar, neden çözümü tek taraflı düşünür ve olmayan Kürt sorununu var gibi gösterirler. Bilmezler mi ki, bu topraklar üzerinde yaşayan herkes aynı haklara sahiptir. Görmezler mi ki, devletin her kademelerinde herkesin görev yaptığını…

Esas amaçlarının bunlar olmadığını herkes çok iyi biliyor. İstekler yapıldıkça, arkasından başka talepler gelecektir. Bugün İmralı’da yatan eli kanlı katilin sözüyle açlık grevinin sona erdirilmesi masum istekler için yapılmadığını da açıkça göstermiştir.

“Terörle mücadele kesinlikle sürdürülecek” denmesi de yetmez. Çünkü, bir tarafta mücadele ederken, davranışlarda ve açıklamalarda hoşgörü ve memnuniyet cümleleri PKK’lıları ve yandaşlarını cesaretlendirmekte olup, isteklerinin dayatmayla yapılabileceğini düşündürmektedir.

Ortadoğu projesi ile kan gölüne dönen Ortadoğu göz önüne alınmalıdır. Terörle mücadele güçlü ordu ile olacağı unutulmamalıdır! Bölünmeye fırsat vermeden,  ülkemize sahip çıkılmalı ve bütün demokratik yollara başvurularak, yasaların insan hakları çerçevesinde uygulanması sağlanmalıdır. Karar vericiler gelgitler yaşamadan ülke yararına, halk yararına çalışmalara imza atmalıdır. Yoksa tarihin karanlık sayfalarında yer alacaklarını unutmamalıdır!

Devlet terörle mücadele eder, pazarlık yapmaz! Biz böyle bilir, bunu söyleriz…

SON SÖZÜM: Vatanının ve bayrağının kutsallığına, ülkesinin bölünmez bütünlüğüne ve kardeşçe yaşanılabilineceğine inanan Türk Ulusu, hainlere ve bütün olumsuzluklara inat ülkesine sahip çıkacaktır.

19.11.2012

3 Kasım 2012

Vatandaşın vay haline!



Cumhuriyet bayramında yüz binler Anıtkabir’e akın edince ortalık toz duman oldu. Vatan sevgisini, Atasına duyulan minnet duygularını göstermek isteyen ve sadece ellerinde bayrak olan yurtseverler ne kadar acıdır ki suçlu ilan edildiler! Bayram coşkusuyla çoluk çocuğuyla, genci yaşlısıyla alanları dolduran binlerce kişi biber gazının arkasından tanzikli su ile ıslanmasına rağmen polise karşı taşkınlıkla cevap vermedi. Oraya gelenler biliyor ki, orada görevli polisler onların evlatları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin polisleriydi…

Gerek vatandaşın duyarlılığı, gerekse polisin esnek davranmasının söylenmesi olası bir facianın önüne geçilmiş oldu!

Ortalığın karışmasını bekleyenler yüzbinlerce kişinin bayraklarıyla ANITKABİR’e gittiğini görünce hayal kırıklığına uğradılar.

Vatan sevgisi böyle bir şey demek!

Ülke gündemine oturan çift başlılık polemiği ile Türkiye’de ki tıkanmışlığın başkanlık sistemi ile çözüleceği görüşü tartışmaya açılmış oldu. Bu olanlar Türkiye’de siyasi kavgaların daha da büyüyeceğini gösteriyor ki vatandaşın vay haline!

Türkiye’de herkes istikrar istiyor istemesi ne de, o zaman bu olanlar neyin nesi? Ülkenin gelişememesinin ve kalkınamamasının tek sorumlusu bugünkü mevcut sistem mi? Yapmayın Allah aşkına, bir takım hırslara yenik düşülmesi denmiyor da sistem suçlu ilan ediliyor!

Yetki ve sorumluluk tek adam idaresine geçerse o zaman bu sistemin adı ne olur?

Ülke’de yaşanan sorunları çözmek meclis ve iktidarın görevidir. Birbirlerini suçlayarak, halk arasında kamplaşma yaparak ne bu ülke gelişir, ne de hedeflenen yarınlar olur.

Türkiye’nin meseleleri ele alınırken çözüm odaklı olmalıdır.

3.11.2012

Nermin AYDINLI


Son 7 Gün Sayfa Görünümü