Bu Blogda Ara

10 Şubat 2010

Aydınların (!) Karneleri?

Aydınların (!) Karneleri?

 

Hafta başında ilk ve orta dereceli okullar açıldı ve çocuklar ikinci yarıyıl için ders başı yaptı. İlk dönem sonunda alınan karneler öğrencilerin başarı ya da başarısızlıklarını gösteren nispi de olsa bir gösterge niteliğinde idi. Kimi öğrenci ve aileleri sevindi kimileri üzüldü.

 

Gazetelerde, televizyonlarda ve değişik ortamlarda uzmanlar konu hakkında yorumlar yaptılar. Zayıf dersi bulunan öğrencilere nasıl davranmak gerekir, ödüllendirme ve cezalandırma nasıl olmalı, öğrenciler çalışmaya nasıl teşvik edilmeli, başarı seviyesinin yükseltilebilmesi için nelere dikkat edilmeli vb konular konuşuldu, yazıldı, çizildi.

 

Karne; öğrencinin beli dönemlerdeki durumunu göstermesi açısından çok önemlidir. Çünkü bu sayede öğrenci, ailesi, öğretmeni ve ilgililer öğrencilerin durumu hakkında fikir edinirler. Karne sayesinde öğrencinin gidişatının başarılı mı, başarısız mı olduğunu kısmen de olsa görürler ve fikir sahibi olurlar. Buna göre başarı varsa ve ödüllendirmek gerekiyorsa ödüllendirilir başarısızlık varsa da değişik yöntemlerle bu başarısızlık giderilmeye çalışılır. Bu konular alanlarındaki uzmanların işidir.

 

Peki bir de aydınların (!) karnesi olsa durum nasıl olurdu acaba? Şimdi düşünelim aydınlar (hatta kendilerini apaydın, aydın ötesi, ultra aydın… olarak tanıtan demek daha doğru olabilir) yaptıkları yorumlar ve yazdıkları konusunda notları nasıl olurdu?

 

Öyle ya karne korkusu olmadan bugün başka şeyler söyleyip, yarın tersini iddia etmek kolay. Ama karneleri olsa ve yaptıkları yorumlar, yazdıkları yazılar ve dile getirdikleri görüşlerin doğruluğunu ölçen ve bunu dereceleyen bir kuruluş olsa durum değişir miydi? Nasıl ki; bir öğrenci yaptıklarının değerlendirileceğini bildiği için derslerine çalışmak zorunda ise aydınlar da yazarken, konuşurken, yorum yaparken karne korkusu ile daha dikkatli olurlar mıydı?

 

Buradaki karneden kastımız kesinlikle RTÜK benzeri bir yapı veya sansür değil. Tam tersine aydınlar yazabilmeli, konuşabilmeli ve görüşlerini açıkça dile getirebilmelidirler. Benim kastettiğim nasıl ki ülkelere kredi derecelendirme kuruluşlarınca kredi notu veriliyor buna benzer bir derecelendirme yapılsa faydalı olur mu olmaz mı? Pratik hayatta bunun faydalarını görebilir miyiz göremez miyiz? Bunun beyin jimnastiğini yapıyorum.

 

Mesela çeşitli yazılarında demokrasi dışı yolları savunan bir gazeteci demokratiklik konusunda zayıf not alsa ve demokrasi konusunda ahkam kesemese? Ya da demokrasi konusunda ahkam kesmeye başlarsa; birileri çıkıp, bırak kardeşim zaten o gazetecinin demokrasi notu zayıf çok kaale almaya gerek yok diyebilse?

 

Ne dersiniz sizce de güzel olmaz mı?

 

Not: Sizinde aklınıza alternatif değerlendirme ve dereceleme şekilleri geliyorsa yorumlara veya e-posta adresime yazmanızı rica ederim.

 


Hareket Halindeyken E-postanız ve Çok Daha Fazlası. Windows Live Hotmail'i Ücretsiz Edinin. Hemen kaydolun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Son 7 Gün Sayfa Görünümü