Bu Blogda Ara

13 Aralık 2011

TOPLUMSAL DUYARLILIK

Ülkemizde gündem hızla değişiyor. İnsanların ilgi alanları, siyaset ve medyanın yönlendirmesiyle Tv.dizileri, mağazin ve özellikle de kadın programları maalesef.

Birtakım değerlerimizin, kültürümüzün yok olup gittiğini yaşam kargaşası içinde anlamıyoruz. Kendimizi yaşantımıza ve çıkarlarımıza öyle bir kaptırmışız ki, yaşamın yani hayatta kalmanın kimileri için çok zor olduğunu bile göremiyoruz…

Toplum olarak nereye gidiyoruz?

Örf ve adetlerine, gelenek ve göreneklerine bağlı olan, birlik ve beraberliğe önem veren Türk toplumu batılılaşma-modernleşme ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte hızla değişim süreci yaşamaktadır. Saygı, sevgi, sadakat, vefa, iyi niyet, yardımseverlik, misafirperverlik, hoşgörü, nezaket gibi kavramlar maalesef unutulmaya başlamıştır.

İnsanoğlu duyarlılığını yitiriyor mu?

İnsanoğlunun kendisine, çevresine, doğal ortama ve olaylara duyarsız kalması insanlığını yitirmesi değil de nedir sizce? İlgisizlik ve duyarsızlık insana özgü olmayan bir davranıştır. İnsan, okudukça, paylaştıkça, sosyalleştikçe toplumsal gelişime katkı sağlar.

Acaba kendimizi sorguluyor muyuz?

Dedik ya! yaşam mücadelesi içinde çevremize ilgisizleşiyoruz.

Sosyal devlet anlayışı içinde devletin sahip çıktığı(SAÇEK):

İlgi ve alakaya muhtaç yaşlılarımızın,

Korunmaya muhtaç çocuklarımızın ve,

Engelleri nedeniyle terkedilmiş çocuklarımızın olduğunu elbette hepimiz biliyoruz.

Peki! ne yapabiliriz?

Evet, devlet her olanağı sağlamaya çalışsa da toplum olarak bizlere çok görev düşüyor. Aileleri olmayan, ayrıca aileleri olduğu halde bu tür kuruluşlara yerleştirilen yaşlılarımızın, korunmaya muhtaç çocuklarımızın ve engellilerimizin sevgiye ve ilgiye muhtaç olduğunu unutmamamız gerekir. Bu tür kuruluşlarda maaşlı çalışan personelin vicdanlı ve maneviyatının güçlü olması tartışılmaz bir konu olsa da en başta bu kuruluşlarda bulunan vatandaşlarımızın ailelerine büyük görev düşüyor. Gücümüz yetmiyor, bakamıyor olabiliriz. Ama onlardan sevgi ve ilgimizi eksik edemeyiz. Onları yok sayamayız. Bizlerin tahammül edemediği yakınlarımıza devlet kuruluşlarında en iyi şekilde bakılmaya çalışılıyor.

Yerinde gördüğümüz ve etkilendiğimiz yaşlılarımız, çocuklarımız ve engellilerimize devletin bakımevlerinde görev yapan personelin şefkat ve sevgiyle bakmaları bizi daha da duygulandırdı.

Bütün toplumu ilgilendiren konularda toplumsal duyarlılığının arttırılmasında Sivil Toplum Örgütlerine büyük görev düşmektedir.

Bu nedenle herkesi sadece acıma ile değil, gerçek anlamda duyarlılığa ve el uzatmaya davet ediyorum.

Umarım sevgi ve ilgi esirgenmeyecektir.

Nermin AYDINLI

1 yorum:

  1. Sayın AYDINLI,
    İctimai hassasiyet insanın naturasında her zaman vardır ve var olmaya da devam edecektir. Günümüz insanı ile yakın geçmişte ve geçmişte yaşayan insanlar arasında fark, insanın baş döndüren fenni hızlı gelişmeler ile birlikte sosyal ağ denilen internet ortamındaki sitelerde yer alan ve denetlenmeyen bilgi çokluğu ile kendisinin bilgi hazinesi zanneden ve internet ortamı olmadan önce kendisine idol olan şahsiyetlere şimdi değer vermemesi ve onları avamdan görmesinden kaynaklanan bir düşünce tarzıdır.
    Bu düşünce şu an bizi ictimai değerlerimizden uzaklaştırmıştır.
    Ne zaman topluma yön veren alim, şahsiyetli ve vakur kişiliklere değer verip onların gösterdiği ya da işaret ettiği yolda gitmeye gayret edersek o zaman duyarlı ve sadece önce kendinisi değil önce birlikte yaşamak zorunda kaldığı insanları düşünen bir kişiliğimiz olacaktır.
    Bunu sağlamak pek zor değildir. Sadece orta yaş neslin, hem kendinden önceki nesle hem de kendinden sonraki nesle iyi bir köprü vazifesini yerine getrimesi gerekmektedir. Bu da mümkün olmayan bir iş değildir.
    Saygılarımla.
    Cihannüma

    YanıtlaSil

Son 7 Gün Sayfa Görünümü