Ana içeriğe atla

YERELDE KADIN

Yerel siyaset kadınlar için neden önemlidir diye hiç düşündük mü? İlgisi olmayanlar bu da nerden çıktı, yerelin kadını erkeği mi olur diyecektir. Evet yerelin kadını ve erkeği olur. Acaba mahalleyi, ilçeyi, kenti, köyü, kısaca yaşadığımız ortak yaşam çevresini kadınlar ve erkekler aynı biçimde mi kullanıyoruz? Yani; yaşamın sunduğu ekonomik, toplumsal ve mekansal olanaklardan yararlanma fırsatları aynı değildir.Yerel düzeyde sunulması gereken birçok hizmetin yeterli ve uygun mahiyette sunulmaması durumunda ortaya çıkan boşluk ağırlıklı olarak kadınlarca doldurulur.Ya da üstlenmek zorunda olduğu işleri de yerine getirmekte zorlanır. Ev hizmetleri, çocuk bakımı, yaşlı bakımı vs. işler kadınlar tarafından yapılmakta ve kadınları sosyal ve kültürel yaşamdan uzaklaştırmaktadır. özellikle kırsal kesimlerde ve gecekondu bölgelerinde yaşam biraz daha ağırlaşmaktadır. (Çamaşırı elde yıkamak, suyu uzaktan taşımak işi vs.) Erkeğin para kazanması nedeniyle aile erkeğe bağımlı hale gelir ve dolayısıyla da bütün yük kadın ve kız çocuklarına düşer.
Çocuk ve yaşlı bakımının yanı sıra çarşı pazar alış verişleri kadının sorumluluğunda ve bunları yaparken de çocuğunu ve yaşlısını bir süreliğine bırakacak yerlerin olmayışı kadına daha büyük yük yüklemektedir. Peki! bunlar için yerelin fonksiyonu nedir? Mahallesinde veya birkaç mahalleyi kapsayan çocuk ve yaşlı gündüz bakım evlerinin olması kadınların biraz daha rahatlamasına neden olur ve kadının sosyal yaşamda olmasını sağlar.Ayrıca kent içi ulaşımın özellikle kırsal ve bölge ve şehirlerde mahallesine ve evine hapis olmuş kadınlar için ücretsiz olması halinde alışveriş alanlarına gidebilecek ve yaşamın sadece kendi evinin ve çevresinden ibaret olmadığını fark edecektir. Kadın kendisinin de bir birey olduğunu hissedecektir. Ulaşımda kentler kadın için güvenilir midir? Kent-içi ulaşıma ilişkin planlama ve kararlarda dahil olmak üzere mekansal düzenlemeler kentsel güvenliğin kadınlar için daha farklı ve genellikle de daha fazla anlam taşıdığı çoğunlukla hesaba katılmaz. Örn:Gece evine dönen bir kadının ne kadar çok zorlandığını tahmin ederiz.Durak dışında kadının inmek istediği zaman en yakın mesafede yani iki durak arasında indirmelerinde ne sakınca olabilir.Ayrıca alt ve üst geçitlerde özellikle de alt geçitlerde aydınlatma ve özel güvenlik önlemlerinin olmayışı kadını sıkıntıya sokmakta tacizler de önlenememektedir.Mahalle aralarında sokak lambalarının yetersiz olması kadın ve çocukları etkilemektedir.Oyun ve dinlenme alanlarının yetersiz olması çocuk ve kadını kısıtlı yaşama zorlamaktadır.Erkek parası olmasa da istediği zaman dışarı çıkabilir. Ya kadın?... Yoksulluktan ve yoksunluktan en çok etkilenen kadındır. Kendisine harcamayı lüks olarak gören kadın öncelikli sıranın çocuklarının ve ailesinin olduğunu düşünür.Kadın sadece günlük yaşam alanlarında değil karar alma mekanizmaların da da haksızlığa uğramaktadır.Peki kaç tane belediye başkanı ve belediye meclis üyesi kadın var?Olanlar da yeterli mi?Kadının temsili önemsenmez iken sorunlara ne kadar kadın gözüyle bakılabilir ve çözümler üretilebilir ki!...Yani kadınla ilgili her şey de olduğu gibi kağıt üzerinde kalan kadın hakları da görmezden geliniyor.Geçmişten bu güne kadın hakları konusunda gelişme yaşanmıştır ama yeterli düzeyde değildir.Ayrıca ataerkil bir toplum yapısına sahip olunduğu için kadın haklarını bilmemekte ve kendisine biçilen roller dışına çıkamamaktadır.Peki!Devletin vatandaşını cinsiyet ayrımı yapmadan ekonomik ve sosyal hayata sağlıklı bireyler olarak katılımlarını sağlamak öncelikli görevleri arasında değilmi dir?Görevleri arasındadır.Özellikle Yerel yönetimler yerinde yönetim olduğu için vatandaşının refahını düşünerek eşitlikçi hizmet üretmeli ve halkının barış içinde yaşamasını sağlamalıdır…
“Ey kahraman Türk kadını Sen yerde sürüklenmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın. Dünyada her şey kadının eseridir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK;

Nermin AYDINLI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

Sivil Toplum nedir? Sivil Toplumun faydaları nelerdir? vb. soruları hepimiz sormaktayız. Günümüzde yaygınlaşan, sık sık konuşulan sivil toplum nasıl olmalıdır ve bir ülkenin gelişiminde ki rolü nedir? Sivil Toplum; insanların tek tek yapamadıklarını beraber yapmasıdır. Yani birlikteliği, gönüllülüğü ve dayanışmayı temsil eder.21.yüzyılda önemli bir kavram olan sivil toplum, akademisyenlerin yanı sıra buralara gönül verenlerin de tecrübelerinden yararlanılması gereken yerlerdir. Meslek odaları, sendikalar, vakıflar ve hemşehri dernekleri sivil toplumları oluşturur. Bir ülke de demokrasinin ve ekonominin gelişmesinde sivil toplumun etkisi olduğu kadar da aktif vatandaşlık anlayışını da getirir. Sivil toplum, demokratik bir toplum yaratılmasında, devlet-toplum, birey ilişkilerinin demokratik bir şekilde düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların gönüllü olarak bir araya gelmesiyle bir şeyleri yapmak için kurulan sivil toplumlar finansal ve örgütsel sorunlarının yanı sıra ...

TEK MİLLET İKİ DEVLET

TEK MİLLET İKİ DEVLET “Tek Millet, İki Devlet” bu söz; 30 Ağustos 1991 yılında SSCB çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Devletinin, 1992-1993 yılları arasında ki Devlet Başkan Ebulfez ELÇİBEY tarafından, o zaman Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanına söylenmiştir. Ebulfez ELÇİBEY “ iki kardeşin yan yana, ayrı ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz.” ve “ Biz bir millet iki devletiz” diyerek ülkeler arasındaki bağı bu sözlerle anlatmışlardır. Şu son zamanlarda Ermenistan sınır problemi, iki kardeş ülke arasında ayrılığa yol açsa da, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının açıklamasıyla her şey eski seyrine dönmüştür. Zaman zaman yanlış anlaşılmalar, sitemler olsa da iki kardeş ülke birbirinden asla vazgeçemez. Çünkü biz tek milletiz. Kavga eden iki kişi birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediği gibi, kavga etmeyen iki kişide birbirlerini çok sevdiği anlamına gelmez. Bağımsızlıklar...

10 NİSAN POLİS GÜNÜ

10 NİSAN POLİS GÜNÜ Her yıl; Nisan ayının 10.uncu gününü içine alan hafta “POLİS HAFTASI” olarak kutlanmaktadır. Çünkü,10 Nisan Türk Polis Teşkilatının kuruluş günüdür.Türk Polis Teşkilatının Tarihçesinden bahsettikten sonra, 1987- 1989 yılları arasında İdealist bir Komiser Yardımcısı olarak Ağrı İlinin Taşlıçay İlçesinde 2. Bölge görevimi yaparken, hala aklıma geldikçe canımı acıtıp, gözlerimi yaşartan anımı da paylaşmak istiyorum. Yeniçeri ocağının ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla, 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri ve yetkileri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiştir. Bu nedenle; 1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından çok önemlidir. Çünkü ...