Ana içeriğe atla

DAVOS KRIZİ

DAVOS KRİZİ
Bilindiği üzere bugünlerde, Ülke ve Dünya gündemini İsrail’in, Gazze’yi bombalamasının ardından yaşanan Davos Krizi meşgul ediyor. Davos ‘da yaşanan krize sebep olan aktörler belli. İsrail Cumhurbaşkanı Şaron PERES ile Moderatördür. Her nedense krize sebep olanların adı geçmiyor. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının oturumu terk etmesi konuşuluyor. Ne yapsaydı? Geçmiştekiler gibi el avuç mu ovuştursaydı. Beden dilini çok iyi bilen ve kullanan Başbakanımız, konuşmasını bilinçli olarak omzuna dokunarak engelleyen Moderatöre tepkisini göstermese miydi? Başbakan Tayyib ERDOĞAN Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına yakışan bir tavır sergilemiştir. Oturumu terk edişinin hemen akabinde basın açıklaması yaparak terk ediş nedenini de açıklamıştır. Oysa Davos krizi Ülkemize itibar da kazandırdığı gibi, Dünya da ilk kez böyle kararlı bir Başbakanla karşılaşmıştır. Bu bazılarının işine gelmediği gibi, seçim için yaptı gibi çirkin ifadeleri kullanmaktan da geri kalmadılar. Acaba orada onlar olsaydı ne yaparlardı, doğrusu çok merak ediyorum.
Davos krizi nedeni ile düşmanlar hemen atağa kalktı. Rusya’nın BM daimi temsilcisi Vitaliy ÇURKİN, İsrail’e seslenerek barış istiyorsanız sizinde katılımınızla Moskova’da konferans yapalım çağrısında bulunarak arabuluculuk rolüne soyunduğunu basından öğrendim. Çurkin, Moskova’da düzenlemeyi planladıkları Ortadoğu için Uluslararası Barış Konferansına, Bölgede barış için önemli katkıları olan ülkelerin en başındaki Türkiye’yi değil, İsrail’in yanındaki Mısır ve Fransa’yı gösterdi.
Bunu Ortadoğu barış dörtlüsü olarak bilinen Rusya dışındaki ABD, AB ve BM tarafından da desteklendiğini duyurdu. İsrail barış istiyorsa, Moskova’da toplanacak Uluslar arası Ortadoğu Barış Konferansından daha iyi bir platform bulamaz dedi. Sadece Gazze değil Suriye ile sorunları da masaya yatıralım dedi. Ha! Bir de; Bu arada yine Amerika’daki Ermeniler, ermeni soykırımı türküsü söylemeye başladılar. Bütün bunlar bana bir atasözünü hatırlattı.”SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ”
Oysa Türkiye ile İsrail, o bölgede ortak çıkarları olan iki ülke. Kavga eden iki kişi birbirini sevmiyor anlamına gelmediği gibi kavga etmeyen iki kişinin de birbirlerini çok sevdiği anlamına gelmez. Dolayısı ile Davos krizinin yaşandığı gün PERES, Başbakanımızı arayarak üzüntülerini belirtmiştir. Çünkü iki ülke her zaman birbirine muhtaçtır. İki ülkenin tarihine bakıldığında hiçbir karanlık olay yoktur. Tertemiz bir geçmiş. Atalarımız onları her zaman koruyup kollamıştır. Bu nedenle Türkiye olmadan İsrail asla barış masasına oturmaz. Bunu tüm dünya biliyor. BM Genel Sekreteri BAN Kİ MUN, 2.02.2009 tarihinde Başbakanı telefonla arayarak, Ortadoğu zor bir sürecin içerisinde. Oradaki barış ve huzur için Ortadoğu’nun, sizin liderliğinize ihtiyacı vardır demiştir. BM Genel Sekreteri bunu söyledikten sonra gerisi hava cıva. Demek ki;
Hala anlayamıyorlar, Ortadoğu’da barışı sağlayacak tek aktör Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. O bölgedeki devletlerle ortak çıkarları söz konusudur. İsrail’le de öyle. İsrail’e verilen tepkimiz, orantısız güç kullanımı ile sivillere yönelik yapmış olduğu katliamlardan dolayıdır. Türkiye ve İsrail’in karşılıklı çıkar ve menfaatleri vardır. Bu nedenle ne Türkiye İsrailsiz nede İsrail Türkiyesiz olabilir. Aradaki gerginlik, aynı gün İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in, Başbakanımız Tayyib ERDOĞAN’I telefonla arayıp olanlar için üzgün olduğunu belirtmesi ile giderilmiştir. Bundan sonra bu tür gerginliklerin bir daha yaşanmaması için iki devlette gereken özeni göstereceklerdir.
Elveda TANIK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMININ KİŞİ VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ…

UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMININ KİŞİ VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ… etanik@egm.gov.tr Uyuşturucu madde kavramı; genel anlamda uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder. Yani, uyuşturan, duyarsız hale getiren madde demektir. Önceki yazımda; afyon ve türevleri, kokain ve türevleri, kenevir ve türevleri ile sentetik uyuşturucular olarak sınıflandırmasını anlatmaya çalıştığım uyuşturucu maddelerin kullanımının kişi ve toplum üzerindeki etkilerini gelin hep birlikte görelim. Bu maddelerden; ESRAR; mizacı, düşünceyi ve davranışları olumsuz etkiler. Beyinsel bağlantılarda kopukluk, reflekslerde, koordinasyonda bozukluk yapar. Dikkati dağıtır, paranoya ve muhtemelen psikoza yol açar. Unutkanlığa, yüksek dozda alındığında hayal görmeye neden olur. Bronşit ve akciğer kanseri riskini artırır. Uykulu hal yaratır, hafıza kaybına neden olur. Kalp rahatsızlığı yaratır, ağız ve boğazda kuruluk, gözlerde kanlanma meydana gelir. Erkeklerde sperm sayısında azalma ve kısırlık, kadınlarda tes...

TEK MİLLET İKİ DEVLET

TEK MİLLET İKİ DEVLET “Tek Millet, İki Devlet” bu söz; 30 Ağustos 1991 yılında SSCB çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Devletinin, 1992-1993 yılları arasında ki Devlet Başkan Ebulfez ELÇİBEY tarafından, o zaman Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanına söylenmiştir. Ebulfez ELÇİBEY “ iki kardeşin yan yana, ayrı ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz.” ve “ Biz bir millet iki devletiz” diyerek ülkeler arasındaki bağı bu sözlerle anlatmışlardır. Şu son zamanlarda Ermenistan sınır problemi, iki kardeş ülke arasında ayrılığa yol açsa da, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının açıklamasıyla her şey eski seyrine dönmüştür. Zaman zaman yanlış anlaşılmalar, sitemler olsa da iki kardeş ülke birbirinden asla vazgeçemez. Çünkü biz tek milletiz. Kavga eden iki kişi birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediği gibi, kavga etmeyen iki kişide birbirlerini çok sevdiği anlamına gelmez. Bağımsızlıklar...

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

Sivil Toplum nedir? Sivil Toplumun faydaları nelerdir? vb. soruları hepimiz sormaktayız. Günümüzde yaygınlaşan, sık sık konuşulan sivil toplum nasıl olmalıdır ve bir ülkenin gelişiminde ki rolü nedir? Sivil Toplum; insanların tek tek yapamadıklarını beraber yapmasıdır. Yani birlikteliği, gönüllülüğü ve dayanışmayı temsil eder.21.yüzyılda önemli bir kavram olan sivil toplum, akademisyenlerin yanı sıra buralara gönül verenlerin de tecrübelerinden yararlanılması gereken yerlerdir. Meslek odaları, sendikalar, vakıflar ve hemşehri dernekleri sivil toplumları oluşturur. Bir ülke de demokrasinin ve ekonominin gelişmesinde sivil toplumun etkisi olduğu kadar da aktif vatandaşlık anlayışını da getirir. Sivil toplum, demokratik bir toplum yaratılmasında, devlet-toplum, birey ilişkilerinin demokratik bir şekilde düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların gönüllü olarak bir araya gelmesiyle bir şeyleri yapmak için kurulan sivil toplumlar finansal ve örgütsel sorunlarının yanı sıra ...