Ana içeriğe atla

DÜRÜSTLÜK

Dürüstlük nedir? Kişilere göre bu terim değişir mi? Dürüstlük, TDK.sözlüğünde “Doğruluk”,diğer sözlüklerde ise “özü sözü bir olma”, olanı olduğu gibi yansıtma”,”gerçeği saklamama”, bildiğinden, inandığından ve olduğundan başka türlü görünmeye veya göstermeye çalışmama” olarak tanımlansa da eski Türkçe’deki karşılığı SAMİMİYETTİR.Peki kendimize bile samimiyiz? Bu soru üzerinde birkaç saniye düşünelim. Belki de verdiğimiz cevap hoşumuza gitmeyecek olsa da en azından gerçekle yüzleşmiş olacağız. Samimiyetin karşıtı samimiyetsizlik (ikiyüzlülük)tir. Samimiyetsizlik insanlar arasında dostluk ve sevgiye engeldir. Bu tür insanlarda nefisleri öne çıkar ve ilişkilerini ona göre düzenledikleri için toplumda fazla sevilmezler. Dürüst, samimi olan insan nefisine yenik düşmez. Dostluk ve insan sevgisini çıkarlarına göre belirlemez. Ne olursa olsun kendi kendisine tam anlamıyla samimi ve dürüsttür. “Bir insan ya dürüsttür ya da ikiyüzlüdür” sözünü yabana atmamak gerekir. Günümüzün globalleşen dünyasında çıkarlar ön planda tutulduğu için dürüstlüğün yerini ikiyüzlülük almıştır. Herkes birbirine, yıkılmaz sanılan güçlü dostluklarda bile kuşku duyulur hale gelinmiştir. Yalancı, riyakar ve çıkarcı insanlar daima çevresine ve topluma zarar vermiştir. Bu tür insanların karakterleri zayıftır. Bencil ve hiç kimsenin iyi olmasını istemez ve ilişkileri çıkara dayanır. Kim nerede ve hangi görevde olursa olsun dürüst olmalıdır. Kişiliğinden gelip geçici hevesler için asla taviz vermemelidir. Dürüstlük; kişiyi toplum içinde itibarlı, kendi içinde tutarlı ve mutlu kılar.
“Herkese karşı saygılı ve samimi olun. Unutmayın, toplum size kişilik vermez, sadece tüyleri güzel süslü kuşlar gibi sizin dış görünüşünü değiştirir”.(Washington)

22.05.2010
Nermin AYDINLI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

Sivil Toplum nedir? Sivil Toplumun faydaları nelerdir? vb. soruları hepimiz sormaktayız. Günümüzde yaygınlaşan, sık sık konuşulan sivil toplum nasıl olmalıdır ve bir ülkenin gelişiminde ki rolü nedir? Sivil Toplum; insanların tek tek yapamadıklarını beraber yapmasıdır. Yani birlikteliği, gönüllülüğü ve dayanışmayı temsil eder.21.yüzyılda önemli bir kavram olan sivil toplum, akademisyenlerin yanı sıra buralara gönül verenlerin de tecrübelerinden yararlanılması gereken yerlerdir. Meslek odaları, sendikalar, vakıflar ve hemşehri dernekleri sivil toplumları oluşturur. Bir ülke de demokrasinin ve ekonominin gelişmesinde sivil toplumun etkisi olduğu kadar da aktif vatandaşlık anlayışını da getirir. Sivil toplum, demokratik bir toplum yaratılmasında, devlet-toplum, birey ilişkilerinin demokratik bir şekilde düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların gönüllü olarak bir araya gelmesiyle bir şeyleri yapmak için kurulan sivil toplumlar finansal ve örgütsel sorunlarının yanı sıra ...

TEK MİLLET İKİ DEVLET

TEK MİLLET İKİ DEVLET “Tek Millet, İki Devlet” bu söz; 30 Ağustos 1991 yılında SSCB çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Devletinin, 1992-1993 yılları arasında ki Devlet Başkan Ebulfez ELÇİBEY tarafından, o zaman Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanına söylenmiştir. Ebulfez ELÇİBEY “ iki kardeşin yan yana, ayrı ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz.” ve “ Biz bir millet iki devletiz” diyerek ülkeler arasındaki bağı bu sözlerle anlatmışlardır. Şu son zamanlarda Ermenistan sınır problemi, iki kardeş ülke arasında ayrılığa yol açsa da, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının açıklamasıyla her şey eski seyrine dönmüştür. Zaman zaman yanlış anlaşılmalar, sitemler olsa da iki kardeş ülke birbirinden asla vazgeçemez. Çünkü biz tek milletiz. Kavga eden iki kişi birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediği gibi, kavga etmeyen iki kişide birbirlerini çok sevdiği anlamına gelmez. Bağımsızlıklar...

10 NİSAN POLİS GÜNÜ

10 NİSAN POLİS GÜNÜ Her yıl; Nisan ayının 10.uncu gününü içine alan hafta “POLİS HAFTASI” olarak kutlanmaktadır. Çünkü,10 Nisan Türk Polis Teşkilatının kuruluş günüdür.Türk Polis Teşkilatının Tarihçesinden bahsettikten sonra, 1987- 1989 yılları arasında İdealist bir Komiser Yardımcısı olarak Ağrı İlinin Taşlıçay İlçesinde 2. Bölge görevimi yaparken, hala aklıma geldikçe canımı acıtıp, gözlerimi yaşartan anımı da paylaşmak istiyorum. Yeniçeri ocağının ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla, 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri ve yetkileri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiştir. Bu nedenle; 1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından çok önemlidir. Çünkü ...