Ana içeriğe atla

Çok Basit Hareketler Bunlar

Çok Basit Hareketler Bunlar



Türkiye'nin gündemindeki en önemli konu yılladır terördür. Akademisyenler, stratejistler, emekli askerler, köşe yazarları, yorumcular, bürokratlar vb. terörün nasıl bitirileceğine dair açıklamalar yapar. Bazısı uzmanlık alanına göre olayın askeri yöntemlerini masaya yatırır bazıları ekonomik boyutunu bir başkası da sosyal yönünü.

Muhalefet partilerinin de terör konusuna ayrı bir hassasiyetleri vardır. Olması da çok normaldir hatta olmaması anormaldir. Çünkü siyaseten muhalefet demek ülkeyi yönetmeye talip insanlar demektir. Bakarsınız bir sonraki seçimde halk kendilerine buyur birde seni görelim iktidar olarak diyebilir. İktidara gelmeleri durumunda da terörle mücadeleden birinci derecede kendileri sorumlu olacaktır.

Akademisyenler, stratejistler, köşe yazarları vb daha çok fikir üretme ve yorum yapma konumunda bulunurken ülkeyi yönetmeye talip insanların ülkenin sorunlarının çözümüne ilişkin somut projelerinin olması gerekir. Ülkeyi yönetmeye talip olmak kolay bir iş değildir. Uygun platformlarda, seçim meydanlarında, televizyon ekranlarında muhalefet partisi kendi projelerini seçmene anlatır bu projelere göre de seçmen oyunu kullanır. Hangi partinin projelerini daha çok beğeniyorsa o partiye oyunu verir. (Projeye filan bakmam benim partim filanca partidir o ne derse doğrudur diyen seçmenlere sözümüz yok tabii ki burada)

Ülkenin her sorununun çözümü ile ilgili muhalefet partilerinin somut projeleri olması gerekir dedik. Bu projeler sadece seçmenleri etkilemek ve oy devşirmek için mi kullanılır? Yoksa şu şekilde düşünen muhalefet partileri de var mıdır? Ülke için hayati önem taşıyan konular da öncelik ülkenin çıkarlarıdır; iktidar olmak, iyi muhalefet yapmak sonraki meseledir, bu ülke ağır yara alırsa ben iktidar olsam ne olmasam ne? Bir vatandaş olarak ülkeyi yönetmeye talip olan insanların muhalefette de olsa iktidarda da olsa özellikle terör konusunda ikinci şekilde düşünecek olgunlukta olmalarını temenni ederim.

Tabii ki siyaset ayrı bir uzmanlık alanı ve partilerin kendilerine özgü politikaları ve stratejileri var. Ancak ülkemiz yıllardır terör belasından çok çekmiştir ve hala da çekmektedir. Eğer bu sorun biran önce elbirliğiyle (iktidarı, muhalefeti, askeri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, halk vb) çözülmezse bu durumda hangi parti iktidara gelirse gelsin bu sorunla uğraşmak zorunda kalacaktır.

Ancak bazı muhalefet partilerinin (terörü sorun olarak görüp bunun biran önce bitmesini istediğini düşündüğümüz muhalefet partileri) sorunun çözümüne katkıda bulunmak yerine maalesef hala oy devşirmenin peşinde olduğu görülmektedir. Üstelik bunu yaparken de nerdeyse konuyu "sen siperde çömeldin ben ayakta durdum o zaman ben daha cesurum, terörle daha iyi mücadele ederim" basitliğine kadar indirgediler.

İktidarla, muhalefet konuyu görüşmek üzere bir araya gelip konuşamıyorlar bile. Biri ben gelmem o gelsin diyor öteki olmaz Cumhurbaşkanı çağırsın diyor. Belki siyaseten yaptıklarının bir açıklaması vardır ancak problemin büyüklüğü ve çekilen acıların yanında bunlar "çok basit hareketler" olarak kalıyor. Lütfen aynı gemide isek ve gemi su alıyorsa el birliğiyle önce gemiyi tamir edelim ondan sonra dümen kavganıza kaldığı yerden devam edersiniz.   

İbrahim ALİN


Hotmail: Güçlü İSTENMEYEN POSTA koruması ile güvenilir e-posta. Hemen kaydolun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

Sivil Toplum nedir? Sivil Toplumun faydaları nelerdir? vb. soruları hepimiz sormaktayız. Günümüzde yaygınlaşan, sık sık konuşulan sivil toplum nasıl olmalıdır ve bir ülkenin gelişiminde ki rolü nedir? Sivil Toplum; insanların tek tek yapamadıklarını beraber yapmasıdır. Yani birlikteliği, gönüllülüğü ve dayanışmayı temsil eder.21.yüzyılda önemli bir kavram olan sivil toplum, akademisyenlerin yanı sıra buralara gönül verenlerin de tecrübelerinden yararlanılması gereken yerlerdir. Meslek odaları, sendikalar, vakıflar ve hemşehri dernekleri sivil toplumları oluşturur. Bir ülke de demokrasinin ve ekonominin gelişmesinde sivil toplumun etkisi olduğu kadar da aktif vatandaşlık anlayışını da getirir. Sivil toplum, demokratik bir toplum yaratılmasında, devlet-toplum, birey ilişkilerinin demokratik bir şekilde düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların gönüllü olarak bir araya gelmesiyle bir şeyleri yapmak için kurulan sivil toplumlar finansal ve örgütsel sorunlarının yanı sıra ...

TEK MİLLET İKİ DEVLET

TEK MİLLET İKİ DEVLET “Tek Millet, İki Devlet” bu söz; 30 Ağustos 1991 yılında SSCB çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Devletinin, 1992-1993 yılları arasında ki Devlet Başkan Ebulfez ELÇİBEY tarafından, o zaman Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanına söylenmiştir. Ebulfez ELÇİBEY “ iki kardeşin yan yana, ayrı ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz.” ve “ Biz bir millet iki devletiz” diyerek ülkeler arasındaki bağı bu sözlerle anlatmışlardır. Şu son zamanlarda Ermenistan sınır problemi, iki kardeş ülke arasında ayrılığa yol açsa da, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının açıklamasıyla her şey eski seyrine dönmüştür. Zaman zaman yanlış anlaşılmalar, sitemler olsa da iki kardeş ülke birbirinden asla vazgeçemez. Çünkü biz tek milletiz. Kavga eden iki kişi birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediği gibi, kavga etmeyen iki kişide birbirlerini çok sevdiği anlamına gelmez. Bağımsızlıklar...

10 NİSAN POLİS GÜNÜ

10 NİSAN POLİS GÜNÜ Her yıl; Nisan ayının 10.uncu gününü içine alan hafta “POLİS HAFTASI” olarak kutlanmaktadır. Çünkü,10 Nisan Türk Polis Teşkilatının kuruluş günüdür.Türk Polis Teşkilatının Tarihçesinden bahsettikten sonra, 1987- 1989 yılları arasında İdealist bir Komiser Yardımcısı olarak Ağrı İlinin Taşlıçay İlçesinde 2. Bölge görevimi yaparken, hala aklıma geldikçe canımı acıtıp, gözlerimi yaşartan anımı da paylaşmak istiyorum. Yeniçeri ocağının ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla, 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri ve yetkileri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiştir. Bu nedenle; 1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından çok önemlidir. Çünkü ...