Ana içeriğe atla

SORUNUMUZ YOKSULLUK

Türkiye’ye egemen olan güçler ve siyasiler sadece doğuyu, güney doğuyu değil bütün bölgeleri yoksul bıraktılar ki daha çok sömürü ve yoksullar üzerinde rant sağlamayı amaçladılar. Yoksul ve yoksun bırakılan bölgelerde devlet gücünü o bölgelere yatırımlar yaparak kullanmalıdır. Tarım ve hayvancılık yine ön plana çıkartılmalıdır. Ülke doğal kaynaklarını kendisi kullanmalıdır. Peşkeş çekilen ülke ekonomisinde önemli yeri olan kurum ve kuruluşlar tekrar geri alınmalıdır. Bunların yanı sıra insanın insan gibi yaşamasını sağlayacak sosyal devlet anlayışını uygulamalıdır.
Ülkemizin sorunu Açılım ve Kürt sorunu değildir.
Sorun YOKSULLUK, yok edilmeye çalışılan İNSANLIK ve İNSANLIK ONURUDUR.
Barış ve demokrasi için yoksulluğun yok edilerek, insanın insan gibi yaşaması sağlanmalıdır. Siyasi rant, dini sömürü ve kulun kula köleliği halkın yaşam seviyesinin yükseltilmesiyle son bulur. Devlet sosyal devlet olma özelliğine tekrar kavuşturulmalıdır.
Devletin ülke ekonomisindeki istikrarsızlığı, sınıflar arasında uçurumların oluşmasına neden olmaktadır. Özellikle ülkemizde çığ gibi büyümüş enflasyonun sıfır.… olarak açıklanması ne kadar inandırıcıdır. Siyasi irade çözüm yerine çözümsüzlük üretirse her şeyin allak pullak olmasına neden olmaktadır. İnsanların en doğal yaşam haklarını ellerinden alınması demek değilmidir yoksulluk?... İhtiyaçlarını karşılayamayan yoksul insanlardan değerlerine sahip çıkması istenebilir mi? Demek ki; insanlar bilinçli bir şekilde yoksullaştırılıyor ki kan emiciler, rantçılar daha kolay emellerine ulaşabilsinler.
Yoksulluk terörü yaratır.
Yoksulluk emek sömürücülerinin çıkar kapısıdır.
Yoksulluk karamsarlık getirir vs.vs.
Maalesef ülkemizde yaşanan son gelişmeler halkı çıkmaz bir yola sürüklemektedir. Özellikle 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa paketi tam bir muemmadır. Hiç kimse bu pakette ne var, ne getirecek ve ne götürecek bilmiyor. Vatandaş sandık başına gittiğinde bilinçsizce siyasi partisine göre oyunu kullanacak. Bu anayasa değişikliği halkın hiçbir sorununu çözmeyecektir. Bu anayasa değişikliği halka bir dayatmadır. Bu nedenle halkımızın daha duyarlı olması gerekir. Özgür bir birey olarak yaşamak istiyorsak vatanımıza, ordumuza, yargımıza ve haklarımıza sahip çıkmalıyız. Yoksulluk bizleri yıldırmasın. Yoksulluk içinde bütün emperyalist güçlere karşı savaşarak emsali görülmemiş bir mücadeleyle ve vatan aşkıyla Türkiye Cumhuriyetini bizlere emanet eden Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, silah arkadaşları ve bu ülke için canını vermekten çekinmeyen kahraman aziz şehitlerimizin mirasına sahip çıkmalıyız.
Her bir karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış olan Türkiye Cumhuriyetinin kolay kurulmadığını unutanlara bir kez daha hatırlatalım!!!
“Vatanımız, Türk Milleti'nin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde varlıklarını sürdüren eserleri ile bugünkü yurttur. Vatan hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez ve bütündür.”M.Kemal ATATÜRK

Nermin AYDINLI

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TEK MİLLET İKİ DEVLET

TEK MİLLET İKİ DEVLET “Tek Millet, İki Devlet” bu söz; 30 Ağustos 1991 yılında SSCB çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Devletinin, 1992-1993 yılları arasında ki Devlet Başkan Ebulfez ELÇİBEY tarafından, o zaman Azerbaycan’ı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanına söylenmiştir. Ebulfez ELÇİBEY “ iki kardeşin yan yana, ayrı ayrı devletler kurduğu nerede görülmüştür. Azerbaycan ve Türkiye olarak en kısa zamanda birleşmeliyiz.” ve “ Biz bir millet iki devletiz” diyerek ülkeler arasındaki bağı bu sözlerle anlatmışlardır. Şu son zamanlarda Ermenistan sınır problemi, iki kardeş ülke arasında ayrılığa yol açsa da, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının açıklamasıyla her şey eski seyrine dönmüştür. Zaman zaman yanlış anlaşılmalar, sitemler olsa da iki kardeş ülke birbirinden asla vazgeçemez. Çünkü biz tek milletiz. Kavga eden iki kişi birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediği gibi, kavga etmeyen iki kişide birbirlerini çok sevdiği anlamına gelmez. Bağımsızlıklar...

UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMININ KİŞİ VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ…

UYUŞTURUCU MADDE KULLANIMININ KİŞİ VE TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ… etanik@egm.gov.tr Uyuşturucu madde kavramı; genel anlamda uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder. Yani, uyuşturan, duyarsız hale getiren madde demektir. Önceki yazımda; afyon ve türevleri, kokain ve türevleri, kenevir ve türevleri ile sentetik uyuşturucular olarak sınıflandırmasını anlatmaya çalıştığım uyuşturucu maddelerin kullanımının kişi ve toplum üzerindeki etkilerini gelin hep birlikte görelim. Bu maddelerden; ESRAR; mizacı, düşünceyi ve davranışları olumsuz etkiler. Beyinsel bağlantılarda kopukluk, reflekslerde, koordinasyonda bozukluk yapar. Dikkati dağıtır, paranoya ve muhtemelen psikoza yol açar. Unutkanlığa, yüksek dozda alındığında hayal görmeye neden olur. Bronşit ve akciğer kanseri riskini artırır. Uykulu hal yaratır, hafıza kaybına neden olur. Kalp rahatsızlığı yaratır, ağız ve boğazda kuruluk, gözlerde kanlanma meydana gelir. Erkeklerde sperm sayısında azalma ve kısırlık, kadınlarda tes...

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

Sivil Toplum nedir? Sivil Toplumun faydaları nelerdir? vb. soruları hepimiz sormaktayız. Günümüzde yaygınlaşan, sık sık konuşulan sivil toplum nasıl olmalıdır ve bir ülkenin gelişiminde ki rolü nedir? Sivil Toplum; insanların tek tek yapamadıklarını beraber yapmasıdır. Yani birlikteliği, gönüllülüğü ve dayanışmayı temsil eder.21.yüzyılda önemli bir kavram olan sivil toplum, akademisyenlerin yanı sıra buralara gönül verenlerin de tecrübelerinden yararlanılması gereken yerlerdir. Meslek odaları, sendikalar, vakıflar ve hemşehri dernekleri sivil toplumları oluşturur. Bir ülke de demokrasinin ve ekonominin gelişmesinde sivil toplumun etkisi olduğu kadar da aktif vatandaşlık anlayışını da getirir. Sivil toplum, demokratik bir toplum yaratılmasında, devlet-toplum, birey ilişkilerinin demokratik bir şekilde düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların gönüllü olarak bir araya gelmesiyle bir şeyleri yapmak için kurulan sivil toplumlar finansal ve örgütsel sorunlarının yanı sıra ...